BiyoTÜRK.com SÖZLÜK bölümü açılmıştır.
- İngilizce
- Fransızca
- Almanca gibi birçok dilde CÜMLE ve METİN çevirisini kolaylıkla yapabilirsiniz.
BiyoTÜRK.com SÖZLÜK bölümü açılmıştır.
-Hanlar Hanı Cengiz Han, sizi islama davet için geldik
-islam dediğiniz nedir?
-Yüce peygamberimiz Muhammed Mustafa aracılığıyla tüm insanlara tebliğ edilen dindir.
-Peygamber dediğiniz nedir?
-Yerlerin göklerin yaratıcısının yer yüzündeki seçilmiş temsilcisi.
-Olabilir. Tengri
’nin buradaki temsilcisi de benim.-Ama size bir kitap indirilmedi. Peygamberimize Kur'an indirildi.
-Kitab
ınızda ne yazıyor özetle? Araplar ihlas suresini okurlar.Çingiz han, surenin Türkçeye çevirisini ister
-"De ki: O Allah, birdir. Allah, hiç bir şeye muhtaç değildir, her şey O'na muhtaçtır. O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir."
Bunun üzerine Çingiz han bir kahkaha atar ve şöyle der:
-Siz bunları daha yeni mi öğreniyorsunuz. Biz bin yıldan beri bilir ve uygularız. Buyurun gidebilirsiniz!
Galatasaray'ın yeni stadının tamamlanması için gereken 100 milyon dolarlık krediye kefil olan TOKİ, Eren Talu ile arasındaki sözleşmede revizyon yaptırıp ekstra talepler koydurdu.Galatasaray'ın İstanbul Seyrantepe'deki yeni stadının inşaasını üstlenen Eren Talu, Toplu Konut İdaresi'nin (TOKİ) kefil olmasıyla Halkbank'tan 100 milyon dolarlık kredi sağlamak için çalıştıklarını ancak henüz kesinleşen bir durum olmadığını söyledi.Dubaili ortaklarının bugüne kadar TOKİ temliklerinin kredi sağlamada bankalarca kabul edilmemesi nedeniyle beklediklerini vurguladı.Galatasaray camiasının bitmesini dört gözle beklediği ancak sık sık açılış tarihi değişen Seyrantepe'deki yeni stadının duran inşaatının yeniden başlaması için para arayan projenin üstlenicisi Eren Talu, TOKİ'nin devreye girmesiyle aradığı krediyi sağlamak için gün sayıyor. Talu, "Çalışma halindeyiz. Ama bankadan kredi çıktı diye bir şey yok henüz" dedi.TOKİ yönetimi de yürütülen çalışmayı doğruladı.Kredi sağlanırsa Cimbom'un yeni stadı devletin desteğiyle dikilecek. Seyrantepe'deki araziye 60 bin kişilik stat yapılması karşılığında Mecidiyeköy'deki Ali Sami Yen'in yerine yapılacak olan rezidans, alışveriş merkezi projesinin hasılatından yüzde 7 pay alacak olan TOKİ, stat yapımı için aranan krediye kefil olma karşılığında sözleşmede yeni taleplerde bulundu.Sözleşmede revizyon yapıldıSözkonusu taleplerin sözleşmenin detaylarına ilişkin olduğunu söyleyen Talu, "Bugüne kadar stada 71 milyon dolar harcadık. Biz yaptığımız harcamalar karşılığında da TOKİ temlikleri alıyoruz. Stadın bitmesi için 100 milyon dolar daha lazım. Bu parayı da TOKİ'nin kefil olmasıyla bankalardan kredi olarak arıyoruz. Yürütülen çalışmada kefilliğinin karşılığında TOKİ ekstra taleplerde bulundu. Bunlar sözleşmedeki bir takım detaylar. TOKİ temliklerini daha kuvvetli hale getirdik. TOKİ de ekstra garantiler aldı bizden. Onları riske eden bir durum olmadı. Sözleşmede bir iki değişiklik yapıldı" dedi. Talu, bu detayların ne olduğunu ise açıklamadı.Seyrantepe'deki stat ihalesini kazanan Eren Talu-Alke İnşaat Ortak Girişim Grubu, projeyi tamamlamak için uzun süre kaynak aradıktan sonra Dubai'den kendisine iki ortak bulmuştu. Talu, 20 Kasım 2008'de bir basın toplantısı düzenleyerek, Abu Dhabi Group ve Al Zarooni Group ile yeni bir şirket kurduğunu açıklamıştı. 75 milyon lira sermaye ile kurulan ve yüzde 49'u Talu-Alke, yüzde 51'i ise Dubaililere ait şirket, stadın tamamlanması için 200 milyon dolar fon sağlayacaktı. Ancak aradan geçen 4 aya rağmen Dubaililer bu kaynağı sağlamadı.Dubaililer niye uzak durduPeki, Dubaililer söz verdikleri parayı neden aktarmadı? Talu, bu soruya şu yanıtı verdi: "Biz başından beri TOKİ temlikleri karşılığında bankalardan kredi arıyoruz. Bu işe başlarken de TOKİ temlikleri kabul ediliyordu. Ancak kriz oldu ve bu temlikler kabul edilmemeye başlandı. Dubaililer de bizimle ortaklık kurarken TOKİ temlikleriyle kredi alınacağını düşünüyorlardı. Fakat bu olmayınca bu sorunun çözülmesi için bugüne kadar beklediler. Hiçbir şirket bir projenin tüm maliyetini kendi öz sermayesinden karşılamaz. Herkes yerli ve yabancı kaynaklarla bu tür büyük projeleri yapar. Dolayısıyla Dubaililer de bizimle ortak olurken TOKİ temlikleriyle kredi alacağımızı düşünerek bu işe girdiler. Statın yanısıra Ali Sami Yen'in yerine yapılacak projenin maliyeti 500 milyon doların üzerinde. Bir risk alıyorlar ancak Türkiye'de bu paraları yatırıp karşılığında aldığımız TOKİ temliğinin kredi sağlamada işe yaramamasını mantıksız buluyorlar. Bunun çözülmesini rica ettiler. 170 milyon dolarlık stat işini nakit olarak yapmayı mantıksız buluyorlar" diye konuştu.Talu, TOKİ'nin kefil olmasıyla sağlanacak 100 milyon dolarlık krediye hem kendisinin hem de ortaklarının şahsen kefil olacaklarını ve geri ödememe gibi bir durumun söz konusu olmayacağını vurguladı.STAT ZEMİN KAYMIYOREren Talu, Galatasaray'ın yapımı süren stadının zeminin kaydığı ve bunun için gizlice kazıkların çakıldığı iddialarının ise yalan olduğunu söyledi. Talu, "Zemin kayması hakikaten büyük bir yalan. Böyle bir şey mümkün değil" dedi.Talu, stadın inşaatının nisan başında yeniden başlayacağını ama bu arada bazı işlerin yavaş yavaş tekrar yürütülmeye başlandığını kaydetti. Stadı, 29 Ekim 2009'da açmayı hedeflediklerini ancak gelinen noktada bu tarihte revizyon yapmak zorunda kaldıklarını belirten Talu, "En geç aralık sonunda teslim ederiz. Galatasaray'ın 2009-2010 sezonunun ikinci yarı maçlarını yeni stadında oynayacağını düşünüyorum" dedi.ZARAR ETSEM DE ÜZÜLMEMÇok büyük zorluklar yaşamasına rağmen Galatasaray'a stat yapmasının kendisi için manevi açıdan çok büyük bir anlamı olduğunu belirten Talu, "Galatasaray'a stat yapmak benim için en üst düzey bir mertebedir. Dolayısıyla hiç bir zaman şikayet etmedim" dedi. Bir işadamı olarak bu işten kar edip etmeyeceğini ise piyasa koşullarının belirleyeceğini kaydeden Talu, "İşin sonunda kar mı zarar mı edeceğim dünyadaki kriz, Ali Sami Yen'in yerine yapılacak projenin satışı ve gayrimenkul sektörünün durumu belirleyecek. Ancak maddi zarar etsem bile bunu bir şekilde telafi ederim ama Galatasaray stadını dikerek büyük bir iş yapmış olurum" diye konuştu.700 MİLYON DOLARLIK PROJEAğustos 2007'de TOKİ'nin yaptığı ihaleyi 777 milyon lira maliyet ve TOKİ'ye 234 milyon lira kâr payı taahhüdü ile hasılattan yüzde 7 pay koşuluyla Eren Talu Mimarlık-Alke İnşaat kazandı. Talu-Alke, Seyrantepe'de Galatasaray'ın kullanacağı 60 bin kişilik statkarşılığında Ali Sami Yen Stadı'nın arazisinin tapusunu aldı. Talu-Alke, Kasım 2008'de Abu Dhabi Group ve Al Zarooni Group ile ortak oldu. Buna göre 700 milyon dolara malolacak stat ve Mecidiyeköy'deki projenin finansmanını Dubaililer üstlendi. Ama yeni şirkette yüzde 51 çoğunluğa sahip olan Dubaili gruplar, TOKİ temliklerinin kredi sağlamada yetersiz kalması nedeniyle 4 aydır bekliyorlar. Bugüne kadar 71 milyon dolar harcanan statta geçen günlerde taşeron firmanın işçileri alacakları için eylem yapınca inşaat durdu. Alacakları ödenen işçilerin sözleşmesi feshedilirken, yeni işçilerin nisanda işbaşı yapması bekleniyor.
****************
Ya bu ne rezilliktir ya.
Devlet kendi kiraya verdiği stadın karşılığında bedava yeni stad yapıp veriyor.
Hala sıkıntı var.Bu kez Devlet (TOKİ) yüklenici firmaya inşaat durmasın diye,kredi
bulamadığı için kefil oluyor.Gene bulamıyorlar.
Devlet kendi bankası Halkbankasından kredi verecek ,TOKİ kefil olacak.
BÖYLE REZİLLİK NEREDE GÖRÜLMÜŞTÜR YAAAAAAAAAAAA.!!!!!!!!!!!!
Doç. Dr. Nuri Haksever, "Vücudumuzun yüzde 75'i sudan oluştuğuna göre hastalıkların nedeninde suyun eksikliğini ve kalitesizliğini görebiliriz" dedi...
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nuri Haksever, "Kanserden başlayarak, alerjilere, sindirim ve organ bozukluklarına kadar pek çok hastalığın oluşumunda suyun da rolü var" dedi.
SUYUN RENGİNİN ÖNEMİ
Suyun renginin her zaman berrak olmasının arzulandığını ifade eden Haksever, " Suyun renkli olması bozuk olduğu anlamına gelmez. Suda çözünmüş halde bulunan demir, mangan, krom, nikel gibi metal iyonları ile organik bileşiklerin varlığını gösterir. Bitkilerin bozuşması, toprak yapısı, evsel ve endüstriyel kirlenme sonucu da olabilir" dedi.
Ancak bulanık suyun istenmeyen maddelerin varlığına işaret olduğunun unutulmaması gerektiğini belirten Haksever, " Bulanıklığı yüksek sular klorlandığında, çok zararlı ürünler ortaya çıkabilir. İyi klorlama için bulanıklık 1 değerinden düşük olmalıdır. Bulanıklığın kaynağı, endüstriyel, evsel kirlenme olabilr" diye konuştu.
YUMUŞAK SUYA DiKKAT
Sadece ağız tadı düşünülerek içilen yumuşak suların vücutta iletkenliği azalttığına dikkat çeken Haksever, "Bu da hücrelerarası iletişimi bozmaktadır. Sonuçta kalp hastalıkları, kanser, unutkanlık gibi pek çok durum karşımıza çıkmaktadır" ifadesini kullandı.
OKSiJEN MiKTARI
Suda arzu edilen oksijen miktarının eksik veya arzu edilen limitlerde olmamasının içilen suyun kalitesizliğini gösterdiğini aktaran Haksever, "Bu sudan ne miktarda içilirse içilsin hücreye yeteri kadar oksijen ulaşamaz. Beyin ve sinir hastalıkları, Alzheimer, kalp hastalıkları, şeker hastalığı ve benzeri onlarca hastalığa zemin oluşturur" dedi.
SUYUN FAYDALARINI ARTIRMAK İÇİN...
Sağlıklı suyun doğal antioksidan, dezenfektan ve antiseptik özelliklere sahip olması gerektiğini vurgulayan Haksever, özellikle güvenilir markaların ürünlerinin tüketilmesi gerektiğini kaydetti. Haksever, "Suda oksijen oranı artırıldığı zaman felç dahil pek çok hastalığın tedavisinde fayda sağlanabiliyor. O nedenle problem odaklı değil çözüm odaklı düşünce sistemine uygun olarak oksijeni ve hücreye girişi artırılan suyu kullanarak tedavide yeni bir başlangıç oluşturmaktayız" şeklinde konuştu.
*ENOSISI NASIL ZAPT ETTIK?
*
*Yil 1922... *
*Nisan ayinin ortalari... *
*Türkiye, ölüm - kalim mücadelesinin son taarruzuna hazirlanmaktadir. *
*Ordu yeniden donatilacak, silâh ve cephanelerle taarruz gücü arttirilacak,
sonra umumî taarruza geçilecek ve düsman, Misak-i Millî sinirlari disina
atilacaktir. *
*Bütün bunlar için paraya, pek çok paraya ihtiyaç vardir. *
*Bu devre, Türkiye'nin bir kader anidir. *
*Bu mücadelenin parolasi "Ya istiklâl, ya ölüm" dür. *
*Iste o günlerde Ankara'ya inanilmasi güç söyle bir ihbar yapiliyor:
"**Bugünlerde Novorosisk limanindan hareket edecek Yunan bandirali Enosis
gemisinde çok miktarda altin, gümüs ve pirlanta vardir. Gemi Karadeniz'den
geçerek Yunanistan'a gidecektir."
Çok sevindirici, fakat inanilmasi güç bir ihbardi bu. *
*Çuvallar dolusu altinlar, gümüsler ve pirlantalar. ..
Sanki Kirk Haramîlerin hazinesi... *
*Haberi ulastiran Novorosisk Türk konsoloslugunda görevli bulunan Firuz
Bey'dir.
Ankara, Trabzon Nakliyat-i Bahriye Komutanligi'na derhal su emri verir:
"Enosis gemisi mutlaka zapt edilecektir."
Trabzon Nakliyat-i Bahriye Komutani Binbasi Fahri Bey bu emri alinca derhal
gerekli tesebbüslere geçer. *
*Verilen bilgilere göre Enosis 22 Nisanda Novorosisk'den Bogazlar'a dogru
hareket edecektir. *
*Fakat elde hiç bir deniz araci yoktur. *
*Enosis neyle zapt edilecektir? *
*Ruslar tarafindan verilmis olan arizali iki gambotun aylar süren onarimi da
henüz bitmistir ve bu gambotlar, teslim alinmak üzere o tarihte Novorosisk
limanindadir. *
*1 numarali gambotun süvarisi Necati Bey, 2 numarali gambotun süvarisi de
Resad Bey'dir. *
*Her iki gambotun toplari ve cephaneleri Trabzon sehrindeki depoda muhafaza
edilmektedir.
Gambotlari Rusya'dan getirtmek, silâhla donatmak, sonra da sefere
çikartmak için vakit yoktur. *
*Fakat ne olursa olsun, bu Kirk Harami hazinesini ele geçirmek için mutlaka
bir seyler yapmak, çareler düsünmek
lâzimdir. *
*Simdi, tasarlanan planin nasil tatbik edildigine bakalim.
1922 nisaninin 18. sali günü... *
*Gambotlarin toplari ve mermileri bu gece Sahin motoruna yüklenecek,
Novorosisk'e götürülecek, karanliktan faydalanilarak silâhlar gambotlara
yerlestirilecektir. *
*Top ve mermilerin, Rus gözcülerine ve Yunan personeline hissettirilmeden
gambotlara yüklenmesi gerekmektedir. *
*Ufak bir Süphe bütün planlan altüst edebilir.
Bu faaliyette görev alanlarin hepsi, yüklendikleri bu nazik görevin önemini
de, güçlügünü de biliyor.
Diger taraftan Enosis'in zapti da, yilanin fili yutmasi gibi zor bir is.
Gambotlar, 9500 tonluk Enosis'in yaninda güvercin kadar küçük kaliyor.
Fakat ne zarar? *
*Barbaros torunlarinin cesareti büyük, moralleri kuvvetli, basarilarina
güvenleri de sonsuzdu.
Sahin motoru nihayet gece yarisi Novorosisk limanina girdi. *
*Hemen ise koyuldular. *
*Gönüllü fedailerin soluklari, denizin hisirtisinda eriyordu.
Islerini o kadar sogukkanlilikla gördüler ki, ne Ruslar, ne de Enosis
kuskulandi. *
*Iki ton benzin, 15 günlük de kumanya almislardi. *
*Topladiklari haberlere göre Enosis nisanin 22'sinde hareket edecekti. *
*O tarihe kadar Novorosisk limaninda kalamazlardi. *
*En az iki gün önce açilmak, sonra Karadeniz'de hesaplasmak gerekiyordu.
Iki gambot, bu tarihî görevlerini yerine getirmek üzere 20 Nisan
persembe günü saat sekizde limandan uzaklastilar. *
*Iki kardes gambot, Karadeniz sularinda bu iki günü nasil geçireceklerdi? *
*Deniz ortalarinda dolasmak dikkati çeker ve tasarlanan baskin hareketi suya
düsebilirdi.
Fazla uzaklasmalari da uygun degildi. *
*Oralardaki limanlardan birine sinmek ve avi beklemek gerekiyordu. *
*En uygun yer de Ruslarin Gelincik limaniydi.
Firtina yok, deniz durgun. *
*Ama hangi mazeretle siginacaklardi. *
*Personel bunlari düsünürken, 2 numarali gambotun bacasindan birden siyah
dumanlar çikmaya basladi. *
*Bu, bir yangin baslangiciydi. *
*Gambotu yedege alarak hemen Gelincik limanina siginmak ilk hatira gelen
kurtulus çaresi oldu.
Ve öyle yaptilar.
Fahri Bey, gambotun bozuldugunu, tamir için bir, iki gün limanda kalmak
zorunda olduklarini Sovyet memurlarina anlatti ve gerekli izni aldi.
Evvelce düsünülmüs planin birinci dönemi böylece basari ile sonuçlanmisti.
Çünkü, Resad Bey'in komuta ettigi 2 numarali gambotta çikan yangin sahteydi
ve Rus makamlarini aldatmak içindi. *
*Isler bu noktaya kadar yolunda gitmisti. *
*Ertesi günü Enosis, Novorosisk limanindan kalkacak, ondan sonra büyük
serüven baslayacakti. *
*22 nisan günü bütün gözler ufukta seyyar definenin belirtilerini gözledi. *
*Plan basari ile uygulanirsa Deniz Nakliyat Kumandanligi degerli bir gemiye
kavusacak, devlet de, orduyu donatacak büyük bir servete sahip olacakti. *
*Savas kurallarinin mesru neticesiydi bu.
O gün bu tatli hayallerle aksami ettiler. *
*Enosis'ten hiç bir belirti yoktu... *
*23 nisan sabahi yine bütün gözler ufuklarda Enosis'in siluetini bosuna
aradi. Yapilan ihbara göre Yunan gemisinin 22 nisanda hareket etmesi
gerekiyordu. Halbuki ayin 23'ü olmustu ve gemi hâlâ görünürlerde yoktu. *
*Bu limanda da daha fazla kalamazlardi. *
*Çünkü Gelincik'te çok Rum vardi. *
*Bunlar, alis-veris için sik sik Novorosisk'e gidip geliyorlardi.
Ufak bir süphe bütün planlari suya düsürebilirdi.
Enosis'in niçin hareket etmedigini ögrenmek gerekiyordu. *
*Bu casusluk görevini 2 numarali gambot kaptani Resad Bey'e verdiler. *
*O da balikçi kiligina girerek yolcu motorlariyla Novorosisk'e gitti. *
*Liman kahvelerinde ve meyhanelerinde Yunan tayfalarina sokuldu. *
*Geminin 25 nisanda hareket edecegini ögrendi. *
*Resad Bey bu haberle döndükten sonra gambotlar 25 Nisan günü ögleden evvel
Gelincik limanindan çikip, 3 mil ilerideki Mezip koyuna girdiler. *
*Oradan Indekopas burnuna yol aldilar.
26 Nisan günü, günesin batmasina bir saat kala, gambotun güvertesinden
bir sevinç çigligi koptu. *
*Bütün gözler üst güvertede gözcü görevini yapan deniz erinin isaret ettigi
noktaya çevrildi. *
*Novorosisk ile Gelincik burnu arasinda bir duman görünmüstü. *
*Bu Enosis'ten baskasi olamazdi. *
*Hemen o tarafa yol verdiler. *
*Biraz sonra dumanlarin ardindan Enosis'in silueti meydana çikti. *
*Av, torbaya girmek üzereydi.
Her an avlarina yaklasiyorlardi. *
*Bu sirada üzücü bir hâdise oldu. *
*2 Numarali gambot, makinelerindeki ariza yüzünden durmak zorunda kaldi. *
*Bu, Gelincik limanina girerken plan geregince uygulanmis sahte bir ariza
da
degildi. *
*Gerçekten bir arizaydi. *
*Durum kritikti ve kaybedilecek vakit yoktu. *
*1 numarali gambot tek olarak Enosis'e dogru yoluna devam etti.
Kiyidan 35 mil uzakta Enosis'in iskele tarafina yaklasti ve "dur"
emri verdi. *
*Enosis, kendisine göre pek cüce kalan bu gambotçugun "dur" emrine aldirmadi
ve hiç bir sey olmamis gibi yoluna devam etti.
Bunun üzerine2 numarali gambotun komutani Necati bey gambottaki topun Enosis
gemisinin ilerleme istikametinin yaklasik on metre kadar önündeki bir
noktaya ateslenmesi komutunu verdi. *
*Komutun verilmesiyle birlikte ayni anda gecenin karanliginda bir simsek
çakti ve müthis patlama sesiyle birlikte bir ates topu büyük bir gürültüyle
Enosis'in bas tarafindan bir su hortumunu havaya kaldirdi.
Enosis'in kaptani isin sakasi olmadigini anlayinca gemiyi hemen durdurdu.
Güverteden "teslim, teslim" sesleri yükseliyordu.
Bu sirada, makinesindeki bozukluk onarilan 2 numarali gambot da 1
numarali kardesine yetisti. *
*Bu iki gambottan silâhli 5 er, Yüzbasi Izzet komutasinda gemiye çikarildi.
*
*Ilk is olarak geminin telsizine el kondu ve dünya ile iliskisi kesildi. *
*Gemide, mürettebat dahil, 100 yolcu vardi. *
*Bu kadar insan 5 ere kayitsiz, sartsiz teslim olmustu. *
*Iki gambot, Enosis'i yedeklerine alarak Batum'a dogru yol aldilar. *
*Her seye ragmen tehlike savusturulmus degildi. *
*Düsman savas gemilerine rastlamalari her an mümkündü. *
*Böyle bir tehlikeyi önlemek için gambotlardan biri önden giderek kesifte
bulunuyordu.
Enosis'in ele geçirildigi 27 Nisan günü hâdisesiz geçti. *
*Deniz sakindi. *
*Fakat 28 Nisan sabahi her sey birden degisti. *
*O sakin deniz, sanki bir canavar olmustu. *
*Karadeniz'in pek ender gördügü yildiz - karayel firtinasi, gemilerin
üzerinden asarak, onlari yutmaya çalisiyordu. *
*Fedailer korkuyorlardi, ama canlari için degil, ellerine geçirdikleri büyük
hazine denize gömülecegi için...
Çok zorlukla ve büyük tehlikeler atlatarak Hopa'ya vardilar. *
*Fakat demirlemek ve çapa tutturmak mümkün degildi. *
*Isaretler vererek, tüfekler atarak sahilden bir vasita istediler. *
*Bir taka, her türlü tehlikeyi göze alarak dalgalara atildi. *
*Takanin fedakâr sahibi araciligi ile Enosis'in zapt edildigi haberini
Ankara Bahriye Dairesi'ne ulastirdilar.
Gemiyi bastan asagi aradilar, hazineden eser yoktu. *
*Herkesi ayri, ayri sorguya çektiler. *
*Kaptanindan dümen neferine kadar hiç biri ipucu vermedi.
Aradan 4 ay geçti... *
*Doguya sevk edilen esirlerden biri söyle bir ihbarda bulundu:
"Beni serbest birakirsaniz hazinenin yerini söylerim."
Ümitler yeniden filizlendi. *
*Esirin dedigini yaptilar. *
*Trabzon mendireginde bagli olan gemide yeniden yapilan aramada kazanlarin
içinde 11 çuval kadar altin ve gümüs ele geçirildi. *
*Büyük taarruz öncesi bu servet, yoktan var olmaya çalisan Ankara için yeni
bir hamle gücü oldu.
Ayni yil içinde Samsun'daki Deniz Ganimetleri Mahkemesi, Enosis vapurunun
zaptinin mesruluguna karar verdi. *
*Lozan Baris Anlasmasi'ndan sonra da yine mahkeme karariyla, harekâta
katilanlara 30.000 lira mükâfat olarak dagitildi.
Cumhuriyetin ilanindan sonra adi Trabzon vapuru olan bu gemi daha sonra uzun
yillar Denizyollarinda sefer yaptiktan sonra emekli oldu.*