29 Kasım 2008 Cumartesi

Film Gar Film Dizi Paylaşım Sitesi

Film Gar Film Dizi Paylaşım Sitesi
http://www.filmgar.com/

27 KASIM 2008 - FENERBAHÇE TAKVİMİ

www.fbc1907.net
www.fbc1907.net

Gerçek Atatürk'ü tanımak ister misiniz?..HINCAL ULUÇ

Gerçek Atatürk'ü tanımak ister misiniz?..
Gerçek Atatürk'ü tanımak ister misiniz?..
1973'ün başı.. Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi'ndeki bir yıllık
ikametimin ilk ayları yani.. İki hafta diye girip bir türlü çıkamadığım
Keçiören Hilton(!)dayım..
Hastane komutanı, nur içinde yatsın, hayatımı kurtaran adamdır aslında,
Lütfi Vural Paşa'nın hastası olduğum için, özel bir odada yatıyorum ve de
fevkalade ilgi görüyorum tabii..
Her gün beni kontrol edenlerin başında da, Üroloji Kliniği Baş Asistanı
Tabib Binbaşı var.. 35 yıl sonra yanlış hatırlıyorsam mazur görsün.. Yüksel
di adı galiba.. Ah Soydan Doktorum ah.. Erken gittin sen de.. Yoksa hastane
günlerimle en yakın, en kopmaz kontağım sendin. Hatırlamadığım zaman sana
sorardım..
Neyse.. Bir gün Doktor Yüksel Binbaşı yanıma geldi gene..
"Yan odaya babamı yatırdık" dedi.. "Canın sıkıldığı zaman yanına geç. Sohbet
edersin.. Onun sohbetlerine doyamazsın.. Atatürk'ün şoförüydü çünkü.."
O gün gittim yanına.. Gerçekten nasıl dünya tatlısı bir ihtiyar.. Ve nasıl
hoş sohbet.. Ve de ne anılar var onda, Atatürk'le ilgili.. Birinci elden
yaşanmış.. "Miş.. Mış" diye değil, görgü şahidi olarak anlatıyor..
Önce arabasını kullanırmış Ata'nın.. Sonra motorize olunca, Ata bırakmamış
onu, öyle sevmiş ki.. Direksiyon dersi aldırmış, özel şoförü yapmış.. Özel
şoför, özel hayat demek.. Günün 24 saati yanında, hazırda olmak demek..
"Törenle gidişten, izlenmekten, karşılanmaktan nefret ederdi. Bu yüzden
gecenin bir vakti emir verirdi. Emir verir Köşk'ten gizlice kaçardık" diye
anlatırdı.. Özel şoför, özel sırdaş ayni zamanda..
Günlerce yan odadan çıkmadım, saatlerce dinledim.. Ah geri zekâm..
Kaydetsene banda.. En kıymetli Atatürk anıları bunlar..
Çünkü kitaplarda okuduklarıma benzemiyor..
Ders kitaplarında okuduk Atatürk'ü.. Belgesellerde okuduk. Anılarda okuduk..

Ama görüyorum ki, bütün o kitaplarda anlatılan Atatürk, yazarın kafasındaki
Atatürk.. Herkes işine geldiğini alıp, gelmeyeni es geçmiş bir.. İkincisi..
Bu yazılanlarda "İnsan" Atatürk çok az..
Oysa her anı onunla yaşayan şoföründen dinlediklerim, kaçamak
çapkınlıklarına varıncaya dek "İnsan" Atatürk.. Bizden biri.. Saf, temiz,
katkısız ve yönlendirmesiz anılarla gerçek Atatürk..
Ne kıymetli bir hazine olurdu o uzun saatler kayıtlı olsaydı bende..
Ya da Doktor oğlu babasının anılarının ne derece kıymetli olduğunu fark edip
o yapsaydı bu işi..
Yapmadık biz.. Ama yapan var..
Günlerdir dönüp dönüp tekrar okuyorum.. Okurken Gülhane günlerini yeniden
yaşıyorum adeta..
Ata'nın hemen yanı başında yaşayan, İstanbul'dan Anadolu'ya, ordan Çankaya
ya onu izleyen bir başka çok özel, ama çok yakını insan, Nuri Ulusu,
anılarını not defterlerine yazmış.. Yığınla deftere.. Ömrü kitap yapmaya
yetmemiş.. Ama oğlu, adına bakar mısınız, Mustafa Kemal Ulusu, işi
tamamlamış..
Evet yanılmadınız.. O!.. Eski Futbol Federasyonu Başkanı Kemal Ulusu,
Atatürk'ün Kütüphanecisinin oğlu..
Anılar saf.. Anılar katıksız.. Anılar elenmemiş, taranmamış, sansürden
geçmemiş.. Belli bir hedefe yönlendirilmemiş.. Babasından hayat boyu
dinlediği anıları kitap yapma fikri de Kemal'in zaten.. Babasını yazmaya,
yazamaz hale gelince de anlatmaya ve yazdırmaya ikna eden o..
Kitabı okurken işaretlemişim, "Bu bölümü köşeme almam lazım" diye.. Şimdi
bakıyorum.. Nerdeyse her sayfayı işaretlemişim.. O kadar yeni, o kadar güzel
o kadar ilginç anılar, o kadar başka, aslında o kadar gerçek Atatürk!..
"Atatürk'ün Yanı Başında" yı, Doğan Kitapçılık yayınladı haftalar önce..
Duydunuz mu?..
Mustafa Filmi için yapmadık reklam bırakmayan Doğan Gurubu üstelik kendi
yayınları bu kitabı niye görmezden geldi anlamadım, Mustafa'yı yere göğe
koyamazlarken..
Kitabı niye bu kadar özensiz hazırlamışlar, o da ayrı.. İçinde çoğunu ilk
kez gördüğüm hazine fotoğraflar da var. Bunlar kitabın üçüncü hamur kâğıdına
sayfa aralarına minnacık mı konmalıydı, yoksa arkasına eklenecek kuşe
sayfalara, pırıl pırıl albüm gibi mi basılmalıydı, Doğan Hızlan ağabeyim
benim?..
Bu kitap en az bir milyon satmalıydı, bugün bu ülkede Mustafa Kemal hem de
nasıl gündemde iken..
Bunca yayın, bunca yazar, bunca televizyonunuz, yorumcunuz var.. Niye
sakladınız, Ertuğrul?.. M. Ali?.. Sedat?.. Niye sakladınız Atatürk'ü,
Mustafa destanlar yazarken?..
"Atatürk'ün Yanı Başında" onuncu baskıyı yapmalıydı bugüne dek, en az..
İkinciyi yapın hiç değilse.. Ve bu defa lütfen biraz özenle.. Duyurarak..
Onun bunun kafasındaki değil, onun bunun kişisel yorumuyla değil, gerçek,
saf, katkısız Atatürk'ü tanımak istiyorsanız gençler, bu kitabı alın ve
mutlak, ama mutlak okuyun.. Sonra yorumu siz yaparsınız, başkasının
fikirlerine ihtiyaç duymadan!..
Atatürk'le geçen bir ömrü, Atatürk'ten hiç beklentisi olmayan biri anlatsın, siz
de dinleyin!..

Kaç çeşit RNA vardır ?

There are many different types of RNAs depending on the type of a
organism.

1-messengerRNA (mRNA): Carries the genetic information out of the
nucleus into cytoplasm for protein synthesis.
2-transferRNA (tRNA): Decodes the information in mRNA.
ribosomalRNA (rRNA): Makes up ribosome, constitutes 50% of a ribosome,
which is a molecular assembly involved in protein synthesis.
3-catalyticRNAs (cRNA): Catalyses many reactions in the cytoplasm of
the cell.
4-Small Nuclear RNA (snRNA): The snRNAs have various roles in the
processing of the other classes of RNA.
5-Small Nucleolar RNA (snoRNA): There are probably over 100 of them
are found in the nucleolus where they are involved in several
functions including making ribosomes

5 ÇEŞİT RNA VARDIR

RNA Çeşitleri ve Protein Sentezindeki Görevleri
> Protein sentezi için kalıp olarak hizmet eden sitoplazmik RNA
> moleküllerine (yani bilgiyi DNA'dan protein sentez aygıtına aktaran
> moleküllere) haberci RNA'lar veya mRNA'lar denir. Diğer birçok
> sitoplazmik RNA molekülü (ribozomal RNA'lar=rRNA) ribozomların
> (protein sentezinin organel aygıtı) oluşumuna katkıda bulu­narak veya
> RNA'daki bilginin polimerize olan amino asitlerin özgül dizgileri
> haline çevrimi için uyarlayıcı moleküller (transfer RNA'lar= tRNA)
> olarak hizmet eder.
> Bazı RNA moleküllerinin özgün katalitik aktiflikleri vardır. Bunun bir
> örneği bir genin birincil transkriptinin olgun haberci RNA haline
> işlenmesinin katalizlenmesinde RNA'nın oynadığı roldür.
> Memeli hücreleri dahil ökaryotik hücrelerde bulunan DNA kalıplarından
> sentezlenen RNA'nın çoğu çekirdek içinde yıkılır ve asla hücre
> sitoplazması içinde ne yapısal ne de bilişsel bir hizmet görür.
> İnsan hücrelerinde protein yapımına doğrudan katılmayan fakat RNA
> işlenmesi ve hücre mimarisinde rol oynayabilen küçük çekirdek RNA'ları
> (snRNA) vardır. Bunlar görece küçük moleküller olup büyüklükleri 90
> ila 300 nükleotid arasında değişir.
> Bazı hayvan ve bitki viruslarında kalıtım materyali DNA olmayıp
> RNA'dır. Bazı RNA viruslarının kendilerine ait bilgiyi asla bir DNA
> molekülü halinde yazdırmamalarına karşın birçok hayvan RNA virüsü
> özellikle retroviruslar (örn. HIV veya AİDS virüsü), kendilerine ait
> RNA genomlarının çift iplikli bir DNA kopyasını üretmek için ters
> transkriptaz da denilen bir RNA'ya bağımlı DNA polimeraz ile
> transkripsiyona uğrar. Birçok durumda, oluşan çift iplikli DNA
> transkripti konağın genomuna kaynaşır ve daha sonra gen ifadesi için
> kalıp görevi yapar ve bundan yeni viral RNA genomları transkripsiyona
> uğratılabilir.

Aile içi iletişim

Çocuklarımıza doğru ve olumlu bir bakışla yaklaşmak ,sağlıklı iletişim kurmak; yaş dönemleri, büyüme ile ilgili sancıların, olan yada olabilecek çatışmaların; sorun haline gelmesini önler. Oluşan sorunlara da hızla çözüm üretebilmemize yardımcı olur.

Dürüst bir iletişim geliştirin

Çocuğun rahat edebileceği, duygularını açabileceği bir ortam yaratın. Çocuğa bunun nasıl yapılacağını öğretmek için anne-babalar ilk adımı atabilirler. Bunun için çocuğa “Seni seviyorum”, “İyi çalışmalar” vb. şeklinde konuşarak iyi model olabilirsiniz.

Sert ve otoriter anne-babalar sürekli çocuklarını yargılar, eleştirir, suçlar ve neyin nasıl yapılacağını söylerler. Bunun sonucunda da, gençler de kendilerini değersiz, tembel, yetersiz ve hatta aptal hissedip; iyice beceriksizleşerek kendi fikirlerini söylemekten vazgeçer ve her şeye kafa sallamaya başlarlar... Ya da yalan söyleyerek, duygularını saklayarak, başkalarını suçlayarak, hükmetmeye çalışıp zorbalık yaparak otoriteye tepki gösterirler.

Anne baba herhangi bir çatışma anında “İlle de benim söylediğim gibi olacak, çünkü ben büyüğüm ve en doğrusunu bilirim!” demek yerine, genci de dinleyerek onun görüşünü değerlendirerek her iki tarafın da kabul edebileceği bir çözüm bulmaya çalışır ve gençle işbirliği yaparsa sonunda uygun bir çözümde anlaşılabilirler.

İletişim için zaman yaratın

Çocuğunuza zaman ayırmakta ihmalkâr davranmayın.

“KONUŞURKEN VE DİNLERKEN İNSANLARIN GÖZLERİNİN İÇİNE” BAK!

Çocuğunuza kendini nasıl hissettiğini sormayı alışkanlık haline getirin.

Çocuğunuzun mahremiyetine saygı duyun.

Mahremiyet çocuğun bireyselleşmesini sağlar. Onun mektuplarını günlüğünü okumak, telefon konuşmalarını gizlice dinlemek saygısızlıktır. Bu tür davranışlar, çocukla aranızda “açık iletişim”e engel olur.

Unutmayın!!! Çocuklar kendilerine saygı duyanlara saygı duyarlar.

İyi bir örnek olun!

Çocuklarınız sadece söylediklerinizi değil, yaptıklarınızı da yaparlar.

Kitap, gazete okuyorsanız o da okur.

Sigara, alkol ve uyuşturucu kullanıyorsanız o da kullanmaya eğilimli olur. Birçok aile, çocuğu ile alkol ve diğer maddelerin kullanımını konuşmaktan kaçınır.

Çocuğunuz böyle bir problem yaşayana kadar beklemeyin. Çocuğunuzun bu konuyla ilgilendiğinizi bilmesi yeterlidir.

Daha sağlıklı etkinliklere (Spor,müzik,tiyatro,gezi.) katılmaya teşvik edin.

UNUTMAYIN!!! GENÇ İYİ BİR YERE AİT OLMAZSA , KÖTÜ BİR YERE AİT OLACAKTIR.

Arkadaş seçimi

Önce çocuğunuzun arkadaşları hakkında bakış açınızı değerlendirin, sonra belli arkadaşları seçmeye zorlamadan nasıl yardımcı olabilirsinizi düşünün.

Çocuğunuzu arkadaşlarıyla birlikteyken gözlemleyin ve başkalarına karşı yanlış hareketleri olup olmadığına bakın. Bu konuda onunla konuşurken, olumsuz davranışlarının yanı sıra olumlu davranışlarına da işaret edin.

Öğretmen bir grup ödevi vermişse, arkadaşlarını eve davet etmesini önerin.

Eğer çocuğunuzun hiç arkadaşı yoksa, arkadaş edinmesi için birlikte çaba gösterin. Arkadaşı olmadığı için neler hissettiğini anlatmasının ortamını oluşturun. Arkadaşlıklarını onaylamıyorsak, niye problemli ve istenmeyen kişilerle arkadaş olduğunu anlatması için çocuğunuzu yüreklendirin. Kendi deneyimlerinizi, arkadaş ilişkilerinizdeki sorunları, bunları nasıl çözdüğünüzü açıklıkla anlatın, paylaşın.

Arkadaş baskısıyla başa çıkmayı öğretin.

Çocuğumuza; ”Düşünceleriniz duygularınız ve bedeniniz sizindir. Onları geliştirmek ve korumak sizin görevinizdir. Böyle bir durumda hiç çekinmeden güvenebileceğiniz bir büyüğünüzden yardım isteyin.” diyebilecek iletişim olgunluğumuz olmalı

Unutmayın!!!!!!!

Boşluk bırakırsanız boşlukları dolduracak çok insan var.

Köpekler insanları okuyormuş !

Köpeklerin tıpkı insanlar gibi, başkalarının yüzlerindeki kızgınlık, öfke veya mutluluk işaretlerini okuyabildikleri belirtildi.
Bilim adamları, köpeklerin binlerce kuşak boyunca "beklenmedik tekme" yememek için, "yüz okuma" yeteneklerini geliştirecek şekilde evrimleştiğine inanıyor.
Daha önce yapılan araştırmalarda, iş duyguları göstermeye geldiğinde insan yüzünün orantısız olduğu; kızgınlık, memnuniyet gibi hislerin yüzün sağ tarafında daha belirgin ifade edildiği saptanmıştı.
Bilim adamları, yüzün sağ tarafının duyguları daha iyi gösterdiğini, çünkü duyguların beynin sol bölgesi tarafından kontrol edildiğini belirtiyor.
Bu sebepten, birçok insan biriyle karşılaştığında, karşısındaki insanın yüzünün sağ tarafında yansıtılan hisleri anlayabilmek için gözünü sola çeviriyor ve buna "sol göz meyili" deniliyor.
New Scientist dergisinin haberine göre, Lincoln Üniversitesinden Dr. Kun Guo ile ekibi, 17 köpeğe insanların, köpeklerin, maymunların cansız objelerin resimlerini göstererek, denek hayvanlarının yüz ve göz hareketlerini inceledi.
Araştırmada, köpeklere hayvan resimleri gösterildiğinde, hayvanların gözlerinin resim üzerinde eşit şekilde gidip geldiği, insan resimlerine baktıklarındaysa, tıpkı insanların yaptığı gibi gözlerinin sola kaydığı saptandı.
Bir başka araştırmada da köpeklerin mutlu veya nötr ifadelerden ziyade kızgın yüzlere bakarken sola bakma eğiliminde olduğu tespit edildi.
İnsanların kızgın olup olmadıklarını anlayıp kendilerini korumak için köpeklerde böyle bir eğilimin evrimleştiği bildirildi.

Küresel Isınma Afişleri
































İzleyiciler