14 Temmuz 2010 Çarşamba

Vefa Lisesi Muallimi Ahmet Rıfkı

Vefa Lisesi Muallimi Ahmet Rıfkı

Yıl 1915.. Çanakkale‘de kızılca kıyametin koptuğu günler.. Aylardan Mayıs.. Vefa Lisesi Fransızca Muallimi Ahmet Rıfkı her günkü gibi mektepten içeri girer.. Koridorlarda sessizlik hakimdir.. İlk dersi birinci sınıfadır ve aynı suskunluk o sınıfta da vardır.. Talebeler başlarını önlerine eğmişler öylece sıralarında oturuyorlardır..
Selâm verir Ahmet Rıfkı, ama çocuklar selâma bile karşılık vermezler!. Ahmet Rıfkı iyice şaşırmıştır..
Arka sıralarda oturanlardan biri ayağa kalkarak; “Hocam, mahallemizde eli ayağı tutan abilerimiz Çanakkale’ye gönüllü gittiler ama siz hâlâ buradasınız!. Biz de gitmek istiyoruz, fakat yaşımız tutmuyor, söyler misiniz bize, vatanımız elden giderse sizin verdiğiniz eğitim ne işe yarar?..”
Ahmet Rıfkı’nın konuşacak hâli yoktur!. Çocuklar elbette haklıdır ve o an kararını verir.. Kendisi de Çanakkale’ye gitmelidir, vatan için, Hakk ve Hakikat için düşmanla çarpışmalıdır..
Yaşlı gözlerle sınıftan çıkar ve mektebin idaresine dilekçesini verir.. Arkadaşlarıyla, talebeleriyle vedalaşır, evine gelir.. Ahmet Rıfkı‘nın hayattaki tek varlığı yaşlı annesi Ayşe Hanım‘dır ve Şehzadebaşı semtindeki evlerinde beraber oturmaktadırlar.. Durumu annesine anlatır, ondan hakkını helâl etmesini ister.. Ardından mahallenin bakkalı, gün görmüş bir zat olan Selâhattin Adil Efendiye uğrar ve şöyle der: “Selâhaddin Amca, Allahın izniyle vatanın bağrına saplanmış olan düşman hançerini çıkartmaya gidiyorum.. Senden isteğim, anamı iaşesiz bırakma!. Kısmetse dönüşte borcumu öderim!.”
Ahmet Rıfkı önce İstanbul‘da kısa bir eğitim görür sonra da Çanakkale-Düztepe‘deki birliğine bölük komutanı olarak gider..Çeşitli cephe ve siper savaşlarına katılır..Ve 19 Aralık 1915 günü şehid olur..
Ahmet Rıfkı‘nın şehitlik haberi kısa zamanda İstanbul’a ulaşır.. Annesi haberi alır, çok üzülmesine rağmen imanı bütün bir hanım olduğundan hadiseyi tevekkülle karşılar.. Aklına, veresiye yiyecek aldığı bakkal gelir.. Bakkala gider ve “Selâhaddin Efendi, oğlum Çanakkale’de şehid düştü.. Şehitlik künyesi, eşyaları ve ikramiyesi bir heyetle bu sabah bana ulaştırıldı.. Yedi aydır senden veresiye alırız, borcumuzu verelim de oğlum borçlu yatmasın” der..
Selâhaddin Efendi şöyle cevap verir; “Ayşe Hanım sen okuma yazma bilmezsin, okuma bilen bir yakınını getir de hesabı o çıkarsın”.. Bunun üzerine Ayşe Hanım, komşusunun kızı Gülşah‘la birlikte dükkâna gider.. Selâhaddin Adil Efendi, “Ahmet Rıfkı” bölümünü açarak veresiye defterini Gülşah‘ın önüne koyar!.
Kız, defteri incelerken birden hıçkırıklarla ağlamaya başlar.. Bu duruma Ayşe Hanım ve dükkândaki diğer müşteriler de şaşırmışlardır.. Gülşah‘ın yanına gelirler.. Gülşah, onlara veresiye defterindeki kırmızı harflerle yazılmış satırları gösterir.. Şöyle yazıyordur defterde;

“BU HESAP, AHMET RIFKI’NIN
KANIYLA ÖDENMİŞTİR, VESSELÂM!..”

O ana kadar hiç konuşmayan bakkal Selâhaddin Efendi, yaşlı gözlerle şu sözleri söyler: “Ahmet Rıfkı, bu vatan uğruna canını feda etti.. Biz birkaç parça mal vermekten mi çekineceğiz?. Katbekat helal olsun!.. Âlem-i berzahta inşaallah bizlere şefaatçi olur!..”
Selâhaddin Adil Efendi, asil bir insan, feraset sahibi bir esnaf ve iyi bir mümindi..
Allahü teâlâ Ahmet Rıfkı’ya ve tüm şehidlerimize rahmet etsin..
Kabirleri nurla dolsun..

Bu bilgi her yerde yok!

Bu bilgi her yerde yok!

Hasan DEMİR / Yeniçağ Gazetesi / 05.05.2010
Aşağıdaki bilgiyi danışmanları Başbakan Sayın Erdoğan’ın önüne koyarlarsa sevinirim, lazım olur. Atina’yı ziyaret ettiklerinde Yunan devlet ve hükümet başkanlarının kulağına eğilir, söyler.
Ne mi söyler?
Önce bilgiyi verelim ne söyleyeceğini yazının sonuna bırakalım.
Efendim, 17 Mart 1991 tarihinde Yunanistan’da bir nüfus sayımı yapıldı. Hem bu sayım esas alınarak gerçekleştirilen demografik projeksiyonla hem Yunanistan’daki azınlık grupların ABD, Avusturya, Kanada, Avustralya, Arnavutluk ve Makedonya’da kurmuş oldukları dernek, vakıf ve haber ajansı gibi NGO statüsündeki kuruluşların beyanları ile Yunanistan’daki etnik grupların nüfusları en az ve en çok şeklinde aşağıdaki sayılar olarak ortaya çıktı.
1. Türkler: 120.000-150.000.
2.Makedonlar: 300.000-1.000.000.
3. Ulahlar: 300.000-450.000.
4. Arnavutlar: 50.000-250.000.
5. Bulgarlar: 25.000-54.000.
6. Ermeniler:16.000-30.000.
7. Yahudiler: 6.000-15.000.
8. Giritliler: 500.000-900.000.
9. Türk Ortodokslar: 350.000-450.000.
10. Elen Ortodokslar: 6.407.000-8.407.000.
11. Çingene Ortodokslar: 30.000.30.000.
12. Pontuslular: 100.000-100.000.
13. Gagauzlar: 10.000-15.000
14. Elen Katolikler: 50.000-60.000
15. Elen Protestanlar: 5.000-5.000
İsterseniz, Elen Ortodoks nüfusun da kendi arasında kaç kabileye ayrıldığını isim isim sizlerle paylaşalım:
1. Mavrokordatos
2. Perroukas
3. Kountouritois
4. Botasis
5. Zaimis
6. Kolettis
7. Koloktoronis
8. Deliyannis
9. Notoras
10. Sisinis
11. Androutsos
12. Miaoulis
13. Kariskasis
14. Kapodistıras
15. Spiliadis
Ayrıca Elen Katolikler arasında “Bizans Riti”, “Latin Riti” ve “Ermeni Riti” gibi ayırımlar da mevcuttur.
Yunanistan işte böyle “mozaik” işte böyle bir “farklılıklar” ülkesi.
Başbakanımız Erdoğan 14-15 Mayıs tarihleri arasında Atina’yı ziyaret edecek. Ben diyorum ki, Yunanistan Cumhurbaşkanı ve Başbakanının kulağına eğilip, şöyle bir şey söylese:
“Size Yunanistan’ın etnik yapısı ile ilgili sağlam bilgiler getirdim. Meydanlarda nutuk atar parti gruplarınız ve meclisinizde konuşurken benim yaptığım gibi yapsanız, “Biz Türk’ü ile, Makedon’u ile, Ulahları, Arnavutları, Bulgarları, Ermenileri, Yahudileri, Giritlileri, Pontus’luları, Çingeneleri, Gagauzlar’ı ile Yunanistanlıyız!” deseniz, iyi olmaz mı?
Acaba Yunan yetkililer ne der?
Ve onlar şu ekonomik darboğazda trilyon dolar verseniz, ülkelerine toprak ekleseniz böyle bir şey yaparlar mı?

12 Temmuz 2010 Pazartesi

MAÇ YAYINI

hangisi verirse versin en büyük teknoloji.bağlıyorum notebooku bilgisayara açıyorum atdheyi ya da live tv ru yu ya da myp2p yi full hd seyrediyorum.akıllarınca milleti avlayacaklar kuş gibi ntv şifresiz verirken zarar mı ediyor‚kanal a verirken zarar mı ediyor‚ ille köşeyi dönecekler bir maç keyfimiz var onun da içine edecekler‚yaşasın teknoloji yaşasın paylaşım.hatta uydudan bile paylaşım var da daha gerek duymadım.gerekirse onu da kullanırım.

ATATÜRK 'ÜN SÖZLERİ VE HADİSLER

Yıllardır ikisi hep ayrı kefelere kondu. Birbirinin karşıtı anlayışlara sahip oldukları düşünüldü.

Oysa onların özleri ve sözlerinde karşıtlık değil, büyük bir benzerlik var..

(Ekde tablo halinde ayni yaziyi bulabilirsiniz.)


ATATÜRK ‘ÜN SÖZLERİ VE HADİSLER


En iyi kişi kendinden çok ait olduğu sosyal toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına kendini adayan kişidir. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Mümin elinden ve dilinden diğer insanların emin olduğu kimsedir. (Hz. Muhammed)


Hayatta en hakiki mürşit ilimdir. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz. (Hz. Muhammed)


Millet sevgisi kadar büyük mükâfat yoktur. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Vatan sevgisi imandandır. (Hz. Muhammed)


Yüksel Türk, senin için yükselmenin sınırı yoktur. İşte parola budur. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

İki günü birbirine eşit olan ziyandadır. (Hz. Muhammed)


İstikbal göklerdedir. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Sizin rızkınız da göktedir, tehdit edildiğiniz şey de (51 Zariyat 22)


Dinimiz son dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikate tamamen uyuyor.

(Mustafa Kemal ATATÜRK)

İslam akıl dinidir, aklı olmayanın dini de yoktur. (Hz. Muhammed)


Bizim dinimiz en makul ve en tabii dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki, son din olmuştur.

(Mustafa Kemal ATATÜRK)

Ey Muhammet! Dinleyip de sizin en güzeline uyan kullarımı müjdele. İşte Allah’ın doğru yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar akıl sahipleridir. (39 Zümer 17–18)


Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını istememiştir.

(Mustafa Kemal ATATÜRK)

Mümin erkeklerle, mümin kadınlar birbirinin dostlarıdır. (9 Tevbe 71)


Bizde ruhbanlık sınıfı diye bir şey yoktur. Hepimiz dinimizin hükümlerini eşit olarak öğrenmeye mecburuz. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Bizim dinimizde özel sınıf yoktur. Ruhbanlığı men eden bu din inhisarı ve imtiyazı kabul etmez.

(Mustafa Kemal ATATÜRK)

İslam’da ruhbanlık yoktur. (Hz. Muhammed)


Camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler, ibadet ve itaatle beraber din ve dünya için neler yapabilmek gerektiğini düşünmek, yani konuşup tartışmak, danışmak için yapılmıştır. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Camilerin mukaddes minberleri; ruhani, ahlaki gıdaların en yüksek, en verimli kaynaklarıdır.(Mustafa Kemal ATATÜRK)

Hutbelerin halkın anlayamayacağı bir dille olması ve onların da bugünkü icabet ve ihtiyaçlarımıza temas etmemesi Halife ve padişah namını taşıyan müstebitlerin arkasından köle gibi gitmeyi mecbur etmek içindi. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Hz. Muhammet, kendisi cami minberlerinden okuduğu Cuma hutbelerinde halkın dilinden konuşuyor ve günlük meseleleri açıklıyordu.


İnsanlar, bir vücudun hücreleri gibidir. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

İnsanlar bir tarağın dişleri gibidirler. (Hz. Muhammed)


İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve milletin her ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

İlim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlatmak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce sene evvelki ilim ve fen lisanının çizdiği kuralları şu kadar bin sene sonra bugün aynen uygulamaya çalışmak, elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.

(Mustafa Kemal ATATÜRK)

Medeniyet öyle kuvvetli bir ışıktır ki, ona bigâne olanları (kayıtsız kalanları) yakar, mahveder.

(Mustafa Kemal ATATÜRK)

Bir savaştan dönüşte Hz. Muhammet: Asıl büyük cihat şimdi başladı. Demiş,

Nasıl olur efendim?” diyenlere şöyle cevap vermiştir.

Asıl cihat insanın nefsiyle olan mücadelesidir. (Hz. Muhammed)

İlim Çin’de bile olsa gidip alınız. (Hz. Muhammed)

İlim müminin yitik malıdır, nerede bulursa alır. (Hz. Muhammed)

İlim kadın ve erkek her Müslüman’a farzdır. (Hz. Muhammed)


Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kanun bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benim Türk Milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel üzerinde aklın ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçım olurlar.” (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Âlimler peygamberlerin varisleridir. (Hz. Muhammed)

Peygamberin bıraktığı miras ancak ilimdir.(Hz. Muhammed)


Hz. Muhammet’in hayatında, ağır şartlarına rağmen barışı savaşa tercih ettiğinin örneği Hudeybiye Barışı’dır.

Sulh yolunda nereden bir hitap geliyorsa, Türkiye onu istekle karşıladı ve yardımlarını esirgemedi. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Sulh milletleri refah ve saadete eriştiren en iyi yoldur. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Milletin hayatı söz konusu olmadıkça savaş cinayettir. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

En kötü, en ağır şartlarda yapılan barış bile savaştan daha iyidir. (Hz. Muhammed)

Her devrin adamı, her devrin sözü vardır. (Hz. Muhammed)

İnsanlar, babalarından çok zamanlarına benzerler. (Hz. Muhammed)


Türk sadece bir milletin adı değil, Türk bütün adamların birliğidir. Ey birbirlerine diş bileyen yığınlar, ey yığın yığın insan gafletleri, yırtılsın gözlerdeki gafletten perde, hakikat nerede?

(Mustafa Kemal ATATÜRK)

Kudretsiz dimağlar, zayıf gözler hakikati kolay göremezler. Onlar büyük Türk milletinin seviyesine göre geri adamlardır, zaman onlara bütün hakikatleri anlatacaktır.(Mustafa Kemal ATATÜRK)

Cihan bir imtihan meydanıdır. İmtihanı vermeden lütufkârane karşılıklar beklemek imkânsızdır. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Durumu ve hakikati bilenler mensup oldukları milletin yücelmesi için ona ışık tutup rehberlik etmeyi en büyük insanlık vazifesi bilmelidirler. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Allah katında, yeryüzündeki canlıların en kötüsü gerçeği akletmeyen sağırlar ve dilsizlerdir. (Enfal-22)

Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur… (Necm-39)

Çok basit bir sağlık uyarısı

ÇOK BASİT BİR SAĞLIK UYARISI...

Merhabalar;

Mümkünse, her sabah veya akşam, günde bir kez olabilir, sert bir zemin üzerinde çıplak sağ ve sol ayak üzerinde, GÖZLERİNİZ KESİN TAM KAPALI her iki kolunuz yanlara T şeklinde açık, yaklaşık 30 sn.'de 100'e kadar, tek ayak üzerinden "sesli" sayarak DENGE'de durma eğitimine vücudunuzu ve beyninizi mutlaka ACİL alıştırınız.

İlk bir hafta sayamamanız çok normal. İlk bir haftadan sonra, 100'e kadar sayarak bu eğitime vücudunuzu alıştırırsanız, ileride kesinlikle ALZAYMIR konusunda sorun yaşamazsınız.

Kaynak: Amerika'da yaşayan Kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet ÖZ

Huzurlu ve Kaliteli yaşamanız, "en az 100 yaşınıza kadar, her konuda birlikte sağlıklı yaşlanabilmemiz dileğiyle..."

İNANMAKTA ZORLANACAKSINIZ OLAĞAN ÜSTÜ BİR OLAY... MÜTHİŞ

Güney Pasifik'te yolculuk yapan yattakiler tuhaf bir görüntü ile karşılaştılar. Aşağıdaki fotoğraflara bakın ve bu olağanüstü olayın tanığı olma heyecanını hayal etmeye çalışın.



www.FunAndFunOnly.org

BİR PLAJ MI?



www.FunAndFunOnly.org



HAYIR!!!! Bu bir plaj değil;

www.FunAndFunOnly.org
suyun üzerinde yüzen volkanik taşlar.



www.FunAndFunOnly.org

PEKİ VOLKAN NEREDE ?



www.FunAndFunOnly.org

İNANILMAZ BİR GÖRÜNTÜ. FOTOĞRAFLARINI ÇEKELİM,
YOKSA KİMSE BİZE İNANMAZ.



www.FunAndFunOnly.org

BU BENİM TEKNEMİN SUDA BIRAKTIĞI İZ



www.FunAndFunOnly.org

Yavaş yavaş suda ilerliyoruz.
Sonra biraz uzakta şunları gördük:
Okyanustan kül ve buhar yükseliyordu...



www.FunAndFunOnly.org

Ve biz bu görüntüyü izlemeye devam ederken...



www.FunAndFunOnly.org
Bir siyah kül yığını göğe doğru yükseldi... Ve büyük bir bulut oluştu.
Tekneye kadar her yer kızıl renge dönüştü



www.FunAndFunOnly.org

DAHA SONRA GÖKYÜZÜ KÜLLER YÜZÜNDEN KARARDI
BU ARADA OKYANUS SULARI BULUTUN İÇİNDEN SIZAN GÜNEŞ IŞINLARIYLA ALTIN RENGE DÖNÜŞTÜ



www.FunAndFunOnly.org

Okyanusun ortasında tepeler oluşmaya başladı



www.FunAndFunOnly.org

PÜSKÜRME DEVAM ETTİ... KÜLLER ve BULUTLAR DA...



www.FunAndFunOnly.org

DAKİKALAR İÇİNDE SUDA OLUŞAN TEPELER YÜKSELMEYE DEVAM ETTİ.



www.FunAndFunOnly.org

Yepyeni bir ada oluşmuştu...



www.FunAndFunOnly.org
Ve adanın üzerinde tepeler



www.FunAndFunOnly.org

Daha önce önünüzde sadece koca bir okyanus varken birden yeni bir

adanın oluşumunu canlı olarak gören ve fotoğraflayan ilk ve

tek insanlar olmanızın heyecanını düşünebiliyor musunuz?

Her seyi aciklamaya calisan 7 teori

'Herşey'i açıklamaya çalışan 7 teori

New Scientist dergisinden 'Her Şeyin Teorisi'ne ilişkin 7 yaklaşım.


Genel Göreliliğe göre 'kütle' içinde bulduğumuz uzay-zamanı eğip bükmektedir. Durum kabaca gerilmiş bir çarşafın üstüne konulan bowling topunun çarşafı eğme durumu olarak açıklanabilir.
Kuantum kuramı ise olayı bambaşka bir şekilde ele alır. Parçacıklar artık doğrudan 3 konum ve 3 momentumla tanımlanmak yerine bir "dalga fonksiyonu" ile tanımlanırlar. Bu dalga fonksiyonu parçacığın bütün bilgisini içinde barındırır ve dalga fonksiyonuna uygun "sorular" sorularak gerekli bilgi alınır. Örneğin konum bilgisi için dalga fonksiyonuna "parçacık nerede?" sorusunu sorarsınız, o ise size parçacığın nerede soruyu sorduğunuz anda nerede olabileceğini söyler. Buradaki kritik nokta olabilirliktir. Bu, dalga fonksiyonunun bir de `olasilik fonksiyonu` olarak anilmasina neden olmaktadir.
Derleyen: Burak SAYIN, Uğur Emrah SURAT
ntvmsnbc
Güncelleme: 15:21 TSİ 07 Mayıs. 2010 Cuma

Etrafımızı çevreleyen gerçekliği en temel seviyeden makroskobik ölçeklere kadar anlama gayesi yüzyıllardır insanlığın kafasını meşgul ediyor. Doğanın işleyişini anlamaya çalışan bilimciler, Karanlık Madde’nin varlığından zamanın tek bir yönde ilerlemesine kadar birçok olaya nedensel açıklama getirmeye çalışıyorlar. Ortaya atılan argümanlar açıklanamayan birçok olguyla beraber yeni teorilere ışık tutuyor. Hawking’in deyimiyle ise varlığımızı kendimize açıklayabilmemizi sağlayacak tek yol “Tanrı’nın aklından geçenleri bilmek”.

Bu teorileri test etmek için, başını ABD’nin Chicago kenti yakınlarındaki Fermilab ile İsviçre-Fransa sınırında bulunan CERN laboratuarlarının çektiği parçacık hızlandırıcıları son hızla çalışmaya devam ediyor. Diğer yandan, doğanın işleyişini kurgulamaya çalışan teorik fizikçiler gün geçtikçe maddenin temel yapısına ilişkin çelişkili yaklaşımlar ortaya koyuyorlar.

Bu alandaki tüm teknolojik gelişmelere karşın, bahsi geçen yüksek enerji laboratuarlarında görev alan deneysel fizikçiler kısıtlı sayıda modeli test etme şansına sahipler ve bu nedenle de din adamlarını rahatsız edebilecek boyutta bir keşif, günümüz koşullarında oldukça uzak bir ihtimal gibi görünüyor.

Özetle ele almak gerekirse, mikroskobik ölçeklerde doğa kanunlarını açıklayan Kuantum Teorisi, madde ve enerjiyi kesikli aralıklarda sonlu bir uzayda tanımlarken, makroskobik ölçeklerde geçerliliğini koruyan Genel Görelilik Teorisi, ışık hızına yakın hızlara ulaşan madde ve enerji için sürekli aralıklarda sonsuz bir uzayı ele alıyor. Günümüz bilim adamlarının Kuantum Teorisi ile Genel Göreliliği aynı çatı altında açıklama çabaları ise farklı kulvarlarda devam ediyor.

İşte Tanrının aklından geçenleri anlamaya çalışan insanoğlunun ‘herşey’in teorisine ilişkin 7 farklı yaklaşımı:

1.Sicim Teorisi
Atomu 0 boyutlu parçacıklar (kuarklar ve elektronlar gibi) cinsinden ifade etmek yerine temelde tek boyutlu bir sicimin farklı harmonik salınımları (dalgalanma) ile açıklayan Sicim Teorisi bu modeller arasında en popüler olanı. Teorinin öngördüğü uzay-zaman geometrisini eğebilecek düzeyde salınımlar ise hayal gücümüzü zorlayan mikroskopik ekstra boyutların varlığını gerektiriyor.

İnsanoğlunun sicim teorisini deneysel olarak, doğrudan test edebilmesi, ulaşılması imkansız gibi görünen bir enerji duzeyi gerektiriyor. (Trilyon TeV'den fazla). Günümüzde ise LHC (Large Hadron Collider) ‘de erişebileceğimiz en yüksek enerji düzeyinin sadece 14 TeV olduğunu düşünecek olursak teorisyenlerin teorilerini ispatlamak için daha çok kahve tüketeceklerini düşünülebilirsiniz. Fakat CERN’den gelebilecek bir süpersimetri (SUSY) keşfi haberib de sicimlerin varlığını destekleyeceğinden önümüzdeki dönemin bu model için oldukça kritik olacağını söyleyebiliriz.

Bunlara ek olarak, kendi içerisinde de çeşitlilik gösteren sicim teorilerini tek bir çerçevede ele alan M‐Teori ise Çoklu Evren Modeli (Multiple Universes) ile, belli koşullar altında 10^500 (on üzeri 500) sayıda evren önerisi getirebildiğinden bilim adamlarının bile kafasını allak bullak etmiş durumda.

Teorik fizikçilerden , kullandıkları
yöntemler hakkında bir şeyler öğrenmeye
çalışanlara şunu önemle öğütlerim ;
onların söylediklerine aldırmayın ama yaptıklarına dikkat edin.
Albert Einstein

2. Kuantum Kütleçekimi Döngüsü (LQG)
Sicim teorisi kadar popüler olmasa da ona rakip olabilecek en önemli aday LQG olarak dikkat çekiyor. Modele göre evren, Kuantum Teorisinin öngördüğü gibi 10‐35 cm’lik kesikli aralıklardan oluşuyor ve içerisinde yaşadığımız uzay ile etkileşerek ‘braid’(bant) ve 'knot’(düğüm)lar aracılığı ile temel parçacıkları oluşturuyor.

Evrenin başlangıcına ilişkin olarak tutarlı tahminler yürütebilen bu teori içinde deneysel bir sınama yapmak şu an için oldukça zor görünüyor.

3. Nedensel Dinamiğin Uçgenlere Ayrıştırılması (CDT)
İlk bakışta LQG ile oldukça benzer özellikler gösteren bu teoride araştırmacılar arasında oldukça ilgi görüyor. Uzay zamanı 4 boyutlu ‘pentachorenos’ adı verilen temel bir topolojik bir yapıya indirgeyen bu kuram, extra boyutlara gerek duymadan bazı temel sorulara yanıt verse de, özünde maddenin oluşum sürecine dair bir çözüm önerebilmiş değil.
4. Kuantum – Einstein Kütleçekimi
Almanya’daki Mainz Üniversitesi fizikçilerinden M. Reuter’e ait olan bu kuramda problem, farklı bir açıdan ele alınıyor.

Normal şartlarda Atomik ölçekte etkisi ihmal edilen kütleçekiminin kendi kendisi ile etkileşmesi sonucu ortaya çıkan kümülatif (birikerek çoğalan) döngüler bu kuvvetin büyüklüğünü artırırken, alışılageldik fizik teorilerinde de yanlış giden bir şeyler olabileceğini işaret ediyor.

Bu konuda son gelişme M.Reuter’in teorisine sabit bir nokta ekleyerek, belli bir seviyeye kadar bu döngüleri olası kılması ile sağlandıysa da, tartışmalar kolayca son bulacak gibi görünmüyor.

5. Kuantum Graphity

Şimdiye kadar bahsi geçen tüm teoriler, uzay ve zamanın varlığını kabul ederek madde için varsayımlarını şekillendirirken, Fotini Markopoulou’nun başını çektiği Kanada’ki Perimeter Teorik Bilim Enstitüsüne bağlı bilim adamları bu tarz yaklaşımlardan uzak bir duruş sergiliyor.

Markopoulou’ya göre evrenin başlangıcında sözkonusu olan uzay bizim bildiğimiz şekilde varolmuyordu. Onun yerine birbirleri ile birebir etkileşime sahip boğum yapılı soyut bir iletişim ağı vardı. Bir süre sonra bahsi geçen bu fiziksel sistemin kendi içine çökmesi sonucu boğumlar arasındaki birebir etkileşimler kırıldı ve bildiğimiz anlamdaki Geniş Uzay kavramı ortaya çıktı.

6. İçsel Görelilik (IR)
MIT profesörlerinden Olaf Dreyer tarafından geliştirilen bu teoride, benzer şekilde genel göreliliğin kuantum ölçeğinde ortaya çıkabilmesi için alternatif bir seçenek olarak değerlendiriliyor.

Kuantum Teorisi’nde, doğadaki her temel parçacık kendi etrafındaki dönme kriterlerine göre ‘spin’ kuantum sayıları ile kategorize ediliyor. Dreyer’in modeli, maddeden bağımsız bir spin(döngü) kurgusu oluşturarak, bu sistem için rastgele bir düzenleme öneriyor. Belirtilen sistem belli bir kritik sıcaklığa ulaştığında bu spinler kendilerini düzenliyor ve belli kalıplar oluşturarak özelleşiyor. Bu durumda sistem içerisinde yer alan bir gözlemci, bu spin kurgusunu doğrudan algılayamazken, madde üzerindeki etkisini dolaylı olarak gözlemleyebilir hale geliyor.

Sonuç olarak kuantum mekaniğini Newton Mekaniği ile örtüştürmeyi başaran bu teori de göreli hız limitleri söz konusu olduğunda henüz yetersiz kalıyor.

7. E8
2007 yılında Hawai adalarında, yaşamının çoğunu sörf yaparak sürdüren ve belli bir enstitüye bağlı olmayan Garrett Lisi’nin ortaya attığı model de popülarite kazanmayı başaranlardan.

Evrendeki E8 simetrisini kullanarak 8 boyutlu kompleks bir matematiksel ‘kalıp’ (pattern)ın 248 boğuma izdüşümünü göz önüne alan Lisi, farklı tipte kuvvetlerin temel parçacıklar ile etkileşimini doğal bir şekilde ortaya çıkartabilecek bir metod geliştirdi. Yayınladığı makale kimileri tarafinda takdir edilip kimileri tarafindan çok sert eleştiriler Aldıysa da, Lisi çalışmalarına devam edebileceği bir fon elde etmeyi başardı.

İzleyiciler