2 Aralık 2008 Salı

Tansiyon Nedir?

TANSİYON NEDİR? NASIL ÖLÇÜLÜR?

Bedenimizde trilyonlarca hücre vardır. Bunlar mükemmel bir işbölümüyle çalışırlar. Ama çalışabilmeleri için yakıta ve oksijene gereksinimleri vardır. Bu yakıtı, hücrede oksijenle yakıp, çalışabilmeleri için gerekli enerjiyi sağlarlar. Sonra bu yanmadan arta kalan artıkların ve açığa çıkan karbondioksitin hücreden uzaklaştırılması gerekir. İşte hücrenin gereksindiği yakıt ve oksijenin hücreye taşınması, oluşan artık ve karbondioksitin hücreden uzaklaştırılması işini kan üstlenir.

Kanla hücre arasında az önce söylediğimiz alışverişin yapılabilmesi için, tüm hücrelerin kanla temas etmesi gerekir. Bu yüzden, nasıl ki, dallar incele incele tüm yapraklara kadar ulaşıyorlarsa, kan damarları da benzer biçimde damarlarla tüm hücrelere kadar uzanırlar.

Ne var ki, kanın hücrelere kadar bir kere gitmesi yetmez. Sürekli yeni yakıtın, taze oksijenin hücrelere taşınması, artıkların da sürekli uzaklaştırılması gerekir. Yani bunun için kanın sürekli hareket etmesi gerekir. Bu işi, doğumdan ölüme kadar hiç durup dinlenmeden kalp üstlenir. Bir kaç dakika bile dursa, bizim için tam bir felaket olur.

Kalp, akciğerden gelen temizlenmiş, bol oksijenli kanı hücrelere kadar, atardamarlarla pompalar. Kirlenmiş kan ise toplardamarlarla yeniden kalbe taşınır. Yani kalp her atımda, önce kanı pompalar, sonra da kanın yeniden kalbe dolması için istirahate geçer. Bu durmadan tekrarlanır. Öyle ki, kalp her dakikada 70-80 kere pompalar bekler; pompalar bekler...

Tansiyon dediğimiz şey, kanın damar duvarını zorlamasıdır .

Kalp kanı pompaladığında, atardamarların duvarı daha fazla gerilir; bekleme sırasında ise bu gerginlik daha azdır. Yani iki farklı tansiyon vardır. İlki pompalama sırasında, daha fazla olanı. Biz buna büyük ya da sistolik tansiyon diyoruz. İkincisi, kalbin istirahati sırasında, daha düşük olanı. Buna da küçük ya da diastolik tansiyon diyoruz.

Kanın damar duvarına ne kadar basınç yaptığı, bir civa sütununu ne kadar yükseltebildiğiyle ölçülür. Diyelim ki 120 mm yükseltebiliyorsa 120 mmHg ya da 12 cm Hg olarak söylenir. Hg, civanın kimya dilindeki kısaltımıdır.

Kan basıncı çeşitli aletlerle ölçülür. En bilinenleri civa sütunlu olanlardır. Ama yay sistemli ölçümler de geliştirilmiştir. Son yıllarda, elektronik ölçme tekniğinin kullandığı araçlar, basit kullanımları nedeniyle, çokça satılır olmuştur.

DAHA İYİ TANSİYON İÇİN, DAHA ÇOK HAREKET GEREKİR.

Daha çok hareket, hem kiloyu azaltmamıza katkı sağladığından, hem de, kiloyla ilgisi olmadan, doğrudan doğruya, tansiyonun düşmesine ve yükselmemesine yardım eder.

Bu amaçla, hem günlük yaşantımızda daha hareketli olmalyız. Mesela, asansör yerine merdiveni kullanmak, uzak olmayan yerlere araba yerine yürüyerek gitmek, evde televizyon karşısında pineklemek yerine parkta gezinmek gibi.

Hem de, düzenli spor veya egzersiz yapmalıyız. Her sporun tansiyona yararı aynı değildir. Hatta bazıları zarar da verebilir. Mesela tansiyonu olanların ağırlık kaldırmadan kaçınmaları gerekir. Herkesin kolayca yapabileceği şey, tempolu yürümektir. Üstelik doktor kontrolü bile olmadan yapılabilir. Aksi halde, sağlık sorunları olanların doktor kontrolünden sonra spor yapmaları ve vücutlarını alıştırarak, kısa süreli ve hafif egzersizlerden uzun süreli ve yoğuna geçmeleri tavsiye edilir.

TANSİYON KONTROLÜNDE TUZUN AZALTILMASI ÇOK ÖNEMLİDİR

Tansiyon konusunda en çok konuşulan mineral sodyum yani sofra tuzunun esasıdır. Hem tansiyonu yüksek birinde tansiyonun düşmesi, hem de tansiyonu normal birinin daha düşük değerlere sahip olması ya da tansiyonunun yükselmemesi için tuzun kısıtlanması gerektiği çok eskiden beri bilinmektedir. Buna rağmen toplumlar, ihtiyaçlarının çok çok üstünde, 5-10 kat daha fazla tuz tüketmektedir. Buna biraz da, eskiden yalnızca yüksek tansiyonluların az tuz yemeleri gerektiği ama normal tansiyonluların dikkat etmelerine gerek olmadığı inancı katkıda bulunuyordu. Ama şimdi, bunun herkes için gerekliliği kabul edilmeye başlandı.

Bir araştırmada daha sonra söz edeceğimiz DASH diyeti yapıp, tuzun kısıtlanmasıyla, yüksek tansiyonlularda 12, tansiyonu normal olanlarda 7 mmHg kan basıncı düşüşü sağlandı. Oysa aynı diyeti yapıp tuzda kısıtlamaya gitmeyenlerinki yalnızca 2-3 mmHg düştü.

Bu yüzden, günde 2.4 g'dan daha az sodyum yani 6 gr'dan daha az sofra tuzu tüketilmesi salık verilmektedir. Bu da yaklaşık bir çay kaşığı kadar tuz demektir. Ama kalp yetmezliği varsa, bu yarı yarıya azaltılır.

Tuzu azaltmak için, tabii ki, en başta yapmamız gereken şey, yemeklerin daha az tuzla yapılması ve sofrada yemeklere tuz eklemekten kaçınılmasıdır.

  • Bazı hekimler, yemeğin tuzsuz yapılıp, sofrada tuz eklemenin daha az tuz almaya yardım edeceği kanısındadır. Özellikle sıcak yenen tahıllarda (pilav, makarna...) bu çok işe yarayabilir.
  • Tuzluğun deliğinin küçük olması da yardımcıdır.
  • Tuz yerine, tatlandırıcı olarak baharat, limon, sirke, yoğurt kullanılabilir.
  • Hazır yiyeceklerde sodyumu (tuzu) azaltılmış veya tuzsuz ürünler tercih edilebilir.
  • Et olarak konserve ve tütsülenmiş (füme) ürün tüketiminden kaçınmalı; tazeler yeğlenmelidir.
  • Tuzlanarak hazırlanan salam, jambon gibi besinler, konserveler, hazır çorbalar, hazır karışımlar, salamuralar (turşu, zeytin vb), hardal, ketçap gibi çeşnilerden olabildiğince uzak durmalıdır.

Ancak herkes tuz kısıtlamasına aynı ölçüde yanıt vermemektedir. Tuz kısıtlamasına yeterince yanıt vermeyenler hayli fazladır. Bu durum, "tuza direnç" olarak adlandırılır. Tuza direnç, yüksek tansiyonluların %30-50'sinde, normal tansiyonu olanların %15-25'inde görülmektedir. Üstelik bunlarda tuzu artırmak da tansiyonda yükselme yapmamaktadır.

Tablo: Çeşitli besinlerdeki sodyum (tuz) miktarı

BESİN GRUBU

SODYUM(mg)

Tahıllar ve tahıl ürünleri

½ su bardağı tuzsuz pişmiş tahıl, pilav,makarna

0-5

1 su bardağı hazır tahıl gevreği

100-360

1 dilim ekmek

110-175

Sebzeler

½ su bardağı taze veya dondurulmuş, tuzsuz pişirilmiş

1-70

½ su bardağı soslu konserve ya da dondurulmuş

140-460

¾ su bardağı konserve domates suyu

820

Meyveler

½ su bardağı taze veya dondurulmuş veya konserve

0-5

Az yağlı veya yağsız süt ürünleri

1 su bardağı süt

120

1 su bardağı yoğurt

160

45 gr sade peynir

110-450

45 gr işlenmiş peynir

600

Kabuklu kuruyemiş, tohum ve baklagiller

1/3 su bardağı tuzlu yer fıstığı

120

1/3 su bardağı tuzsuz yer fıstığı

0-5

½ su bardağı kuru ya da dondurulmuş, tuzsuz pişirilmiş baklagil

0-5

½ su bardağı konserve baklagil

400

Et, balık ve kümes hayvanları

90 gr taze et, balık, kümes hayvanı

30-90

90 gr suda saklanmış, tuzsuz ton balığı konservesi

35-45

90 gr suda saklanmış, ton balığı konservesi

250-350

90 gr yağsız, fırında kızartılmış jambon

1020

TANSİYONU OLANLAR ALKOLLÜ İÇKİLERİ DE AZALTMALIDIR.

Az miktarda alkol almanın etkisi konusunda, tıp dünyasında farklı görüşler vardır. Kimileri diğer her şey aynı olduğunda, az alkol almanın, daha az kalp hastalığına yol açtığını söyler. Bu, genelde kabul edilen bir düşüncedir. Tansiyonda da benzer düşünceler varsa da kalpte olduğu kadar taraftar bulmamaktadır. Ama ortak kanı, bu görüşler doğru bile olsa, başka zararları nedeniyle, içmeyen birine, daha az kalp hastası olacağı düşüncesiyle, alkol almasını teşvik etmenin doğru olmadığıdır.

Buna karşılık hem tansiyon, hem de kalp için, kadınlarda 1-2, erkeklerde 2-3 kadehin üstündeki alkolün, zararlı olduğu ve miktar arttıkça bu zararın da giderek arttığı, herkes tarafından kabul edilmektedir.

TANSİYONA ETKİLERİ TARTIŞILAN DİĞER ŞEYLER

Tansiyona etkisi en fazla tartışılan şeylerin başında bazı minrealler gelmektedir. Üstünde en çok durulanlar potasyum, kalsiyum ve magnezyumdur. Ama tuzdan yani sodyum mineralinden farklı olarak, bu minerallerin azaltılması değil, arttırılması tavsiye edilmektedir.

Bunlardan potasyum, daha iyi bir tansiyon için, daha fazla alınması gerektiği konusunda, herkesin üstünde anlaştığı bir maddedir. Günde 3.5 gramın üstüne çıkılması önerilmektedir. Sodyum ne kadar düşük, potasyum ne kadar fazlaysa, tansiyon o kadar iyi olmaktadır. Gerçekten de, bir çalışmada, potasyum alımını yalnızca yarım gr kadar artırmanın, felç riskini %40 azalttığı gösterilmiştir. Ama, bunu potasyumlu tuzlar alarak başarmak tavsiye edilmemektedir. Doğru olan şey potasyumdan zengin besinlerle bunu başarmaktır. Bunun içinse, bol sebze-meyve tavsiye edilmektedir. Özellikle, 100 gr'daki potasyum açısından, kahve, kuru baklagiller, fındık, marul, maydanoz, ıspanak, patates, enginar, muz, havuç başta gelen besinler olarak sayılabilir.

Kalsiyum için tavsiye edilen miktar günde 800-1200 mg, magnezyum için 280-350 mg'dır. Bu minerallerin en yoğun olduğu besinlerse süt ve süt ürünleridir. Ayrıca kalsiyum için pekmez, susam, fındık, fıstık, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve kurutulmuş meyveler; magnezyum için ıspanak, kuru baklagil, ekmek, badem, fıstık sayılabilir.

Daha az yağ ve daha çok lif tüketmenin, kilo vermenin ötesinde, tansiyona yarar sağladığı iddia edilmektedir. Gerçekten de, yalnızca bitkisel besinlerle beslenenlerde (vegan), her türlü besinle beslenenlere (omnivor) göre, - tuz tüketimleri anlamlı farklı olmasa bile- daha az tansiyon yüksekliği görüldüğü bildirilmiştir. Buna karşılık bir çalışmada günde 3,7 gr balık yağının yaşlılarda, hafif bir tansiyon düşmesi sağladığı yayımlanmıştır. Kimileri kahve gibi, kafeinli içecekleri de az tüketmeyi önermektedir.

YÜKSEK TANSİYON İÇİN TANIMLANMIŞ KAPSAMLI BİR DİYET: DASH DİYETİ

Tıp çevrelerinde tansiyona yönelik diyetlerden en bilineni DASH diyetidir. Adı, "yüksek tansiyonu durdurmaya yönelik beslenme yaklaşımı" karşılığı, İngilizce "Dietary Approaches to Stop Hypertension" kelimelerinin kısaltımından gelmektedir.

DASH diyeti, şu ana kadar saydıklarımızın bir toplamı gibidir.

  • Doymuş yağlar ve kolesterol başta olmak üzere yağların azaltıldığı,
  • Tuzca fakir,
  • Potasyum, magnezyum ve kalsiyumdan zengin bir diyettir.

Bu amaçla,

  • Hayvansal yağlar ve kırmızı et azaltılır,
  • Azalan kalori, -posadan zengin- taneli tahıl ve karbonhidratlarla telafi edilir,
  • Potasyum, magnezyum ve posa kaynağı olarak bol sebze ve meyve tüketilir,
  • Protein ve kalsiyum, potasyum, magnezyum kaynağı olarak az yağlı veya yağsız süt ve süt ürünleri tüketimi artırılır,
  • Protein, posa, potasyum, magnezyum kaynağı olarak yağlı tohumlar ve kuruyemiş ile baklagiller arttırılır.

DASH Diyeti

Besin grupları

Günlük porsiyon

Daha çok neyin amaçlandığı

-Taneli tahıllar ve ürünleri

7 – 8

Karbonhidrat ve lif

- Sebzeler

4 – 5

Potasyum, magnezyum ve lif

- Meyveler

4 – 5

Potasyum, magnezyum ve lif

-Az yağlı veya yağsız süt ve süt ürünleri

2 – 3

Kalsiyum, protein, potasyum, magnezyum

Etler (özellikle kanatlılar ve balık)

2 veya daha az

Protein ve magnezyum

Yağlı tohumlar ve kuruyemiş ile baklagiller

Haftada 4 –5

Magnezyum, potasyum, protein ve lif

:

Kıssadan Hisse...

Kıssadan Hisse...

Dişi Aslan

Hayvanlar bir gün kim daha çok çocuk doğurabilir diye çekişmeye başlarlar.
Hep birlikte dişi aslana gidip danışırlar.

"Sen kaç çocuk doğurabiliyorsun?" diye sormuşlar aslana.

"Bir." diye yanıtlar dişli aslan. "Fakat ben aslan doğururum."

DERSIMIZ;
NITELIK, NICELIKTEN ÖNEMLIDIR.

-----------------------------------------------------------------

YENGEÇ ILE ANNESI

"Neden böyle yan yan yürüyorsun yavrum" diye sorar anne yengeç
çocuğuna.



"Düzgün yürüsene ! " der.

- "Pekala anne" der çocuk.

- "Sen önümden düzgün yürü, ben seni takip ederim. "

DERSIMIZ;
HAREKETLER SÖZLERDEN ÖNDE GELIR?


-----------------------------------------------------------------


ASLAN, KOYUN, KURT VE TILKI

Aslanın biri, bir koyunu yanına çağırır ve nefesinin kokup kokmadığını
sorar.

Evet ! ? diye yanıtlar koyun. Aslan bu yanıta kızar ve koyunu oracıkta
parçalar.

Daha sonra kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu sorar.

Hayır ! ? diye yanıtlar kurt korkudan. Ancak o da yağcılık yaptığı için
aslanın öfkesinden kurtulamaz.

Sıra tilkiye gelmiştir. Aynı soruyu tilkiye de sorar. Tilkinin yanıtı şöyle
olur;

- Üzgünüm, üşütmüşüm biraz, o yüzden burnum koku almıyor ! ?

DERSIMIZ;
AKILLI KİŞİ TEHLIKELI DURUMLARDA KONUŞMAZ !!!


-----------------------------------------------------------------


KAZLAR VE TURNALAR

Kazlar ve turnalar bir gün aynı tarlada yiyecek ararlarken birden yanlarına
yaklaşmaya çalışan avcıyı fark ederler. Turnalar daha çevik ve hafif
oldukları için hemen uçarlar. Oysa kazlar ağır hareket ettikleri için
avcıdan kurtulamazlar.

DERSIMIZ;
YAKALANANLAR HER ZAMAN SUÇLU OLANLAR DEĞILDIR?


-----------------------------------------------------------------


HASTA GEYIK

Yaşlı bir geyik hasta düşer ve daha rahat otlayabilmek için güzel otlarla
dolu bir çalılıkta yaşamaya başlar. Her hayvanla iyi geçindiği için pek çok
hayvan sık sık geyiğin ziyaretine gelir.

Zamanla her gelen hayvan bu güzel otlardan tatmaya başlayınca kısa süre
sonra tüm otlar biter. Geyik hastalıktan kurtulur ama yiyecek hiçbir şeyi
kalmadığı için bir süre sonra açlıktan ölür.

DERSIMIZ;
BAZEN İYİ ŞEYLERDE PAYLAŞTIKÇA BİTEBİLİR. ELİMİZDEKİNİN DEĞERİNİ BİLELİM

-----------------------------------------------------------------


FARELERIN TOPLANTISI

Bir gün fareler bir araya gelirler ve başlarına musallat olan bir kediden
kurtulma planları yaparlar. Pek çok fikir öne sürülür. Hiçbiri kabul görmez.

En sonunda genç bir fare kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi

kendilerine yaklaşırken farkına varacak ve kaçabileceklerdir. Bu öneri
fareler tarafından alkışlarla onaylanır.

Bu arada bir köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa
kalkar ve bu önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu
olmadığını belirtir.

Fakat, der, Kafamı bir soru kurcalıyor. Aramızdan kim kedinin boynuna
çan asacak? ?

DERSIMIZ;
IYI BIR PLAN YAPMAK AYRI, O PLANI GERÇEKLEŞTIRMEK AYRIDIR. *


İnsanlar Felsefeyi Çocukken MASALDAN, Sonra Kitaplardan, İhtiyarlarlayınca'da ARKALARINDA Kalan Hayatlarından ÖGRENEBiLiRLER

Her İşin Başı Sağlık (Bilginize) Vitiligo (Uzun ama mutlaka okuyun. Önemli)

VİTİLİGO

Vitiligo, pigment kaybına bağlı deride beyaz, yama tarzında lekelerle giden bir deri hastalığıdır. Vücudun herhangi bir bölümü etkilenebilir. Sık tutulan alanlar: yüz, dudaklar, eller, kollar, bacaklar, genital bölgeler.

Kimlerde görülür?
Yüz kişinin 1-2 sinde görülür. Hastalık, genellikle 20 yaştan önce başlar. 1/5 hastada aile öyküsü vardır. Vitiligolu hastaların çoğunun genel sağlık durumu iyidir.

Derinin rengini ne belirler?
Deri, saç, ve göz rengini belirleyen melanin pigmentidir. Melanosit denilen hücrelerde üretilir. Eğer bu hücreler ölürse veya melanin yapamazsa deri rengi açılır veya tamamen beyaz olur.

Vitiligoya ne neden olur?
Vitiligo, derinin melanosit hücrelerinin kaybının sonucudur. Bunun nedeni bilinmez, ancak 4 ana teori vardır.

  1. Normal görev yapamayan sinir hücreleri melanositlere zarar verecek maddeler üretirler.
  2. Vucudun kendi bağışıklık sistemi melanositleri yıkar. Çünkü vücut, pigmenti zararlı bir madde gibi algılamaktadır.
  3. Melanositler kendi kendini yıkar. Pigment oluştururlarken oluşan yan ürünler sayesinde yıkılırlar.
  4. Melanositleri hasara yatkın kılan genetik bir bozukluk vardır.

Vitiligo nasıl gelişir?
Hastalığın seyri ve şiddeti kişiden kişiye değişir. Açık tenli kişiler, ya vitiligolu alanlar ile normal deri arasındaki renk farkını direkt fark ederler ya da bronzlaşmanın ardından fark edilir. Esmer kişilerde vitiligo yıl boyunca daha kolay fark edilir. Yaygın vitiligo, bazen tüm vücutta pigment kaybı yapabilir. Ne kadar pigment kaybı olacağını önceden kestirmek zordur. Tipik vitiligo, süt beyazı alanlarla kendini gösterir. Pigment kaybının derecesi her vitiligo plağında farklı olabilir. Vitiligo alanında pigment gölgeleri veya alanın etrafında koyu renkli halka olabilir.

Vitiligo, genelde hızlı pigment kaybıyla başlar. Bu kayıp, bilinmeyen nedenlerden dolayı işlem duruncaya kadar devam eder. Pigment kaybı dönemlerini, pigmentin değişmediği dönemler takip eder. Bu siklüsler sonsuza kadar devam edebilir.

Vitiligo hastalarında deri renginin kendiliğinden geri dönmesi nadirdir. Artık vitiligosu olmayacağına inanan hastalar, aslında tüm pigmentlerini kaybetmişlerdir ve derilerinde zıtlık yaratan alan kalmamıştır. Vücutlarında tek renk vardır ancak vitiligoları devam eder.

Vitiligo nasıl tedavi edilir?
Bazen vitiligo için en iyi tedavi, hiç tedavi etmemektir. Açık renkli kişilerde bronzlaşmaktan kaçınmak, deride zıtlık oluşmasını önler. Vitiligolu alanın güneşe olan doğal savunması kaybolmuştur. Bu alanlarda kolaylıkla güneş yanığı gelişebilir. Bu yüzden, en az 15 faktörlü bir güneş koruyucu kullanılmalıdır. Güneşten olabildiğince kaçınılmalıdır. Vitiligoyu makyaj veya boyalarla örtmek güvenli ve kolay bir yöntemdir. Suya dayanıklı kozmetikler, hemen hemen her deri tipi için mevcuttur. Ayrıca bronzlaştırıcı bileşikler de mevcuttur. Bunlar, dihidroksi aston denen bir kimyasal madde içerirler ve deriye bronz renk katabilmek için melanositlere gerek duymazlar. Bu ajanlar da yavaş yavaş silinirler ve hastalığı iyileştirmezler. Sadece görünümü düzeltirler. Dövmeler de küçük vitiligo plağında mikropigmentasyonla yardımcı olabilirler. Güneş koruyucular ve makyajlar tatmin etmezse doktorunuz başka bir tedavi yöntemi önerebilir. Tedavi, ya normal deri rengine dönüş (repigmentasyon), ya da az miktarda kalmış normal renkteki alanların rengini açmak (depigmentasyon ) şeklinde olabilir. Repigmentasyon metodlarının hiçbiri tümüyle veya kalıcı değildir.

Repigmentasyon tedavisi:
1)Topikal kortikosteroid: Kortikosteroid içeren kremler, küçük vitiligolu alanların renginin geri dömesinde etkilidir. Bu yöntem, diğer tedavilerle birlikte de uygulanabilir. Ancak, bu ajanların, deriyi inceltme gibi yan etkiler vardır ve doktor kontrolünde kullanılmalıdırlar.

2)PUVA tedavisi: Psoralen adında bir ajan kullanılır. Bu ajan, deriyi ışığa duyarlı kılar. Ardından deri, özel bir tip UV ışığına maruz bırakılır. Özel bir tıbbi donanım gerekir. Eğer vitiligo sınırlı bir alandaysa UVA tedavisinden önce psoralen sadece deriye uygulanabilir. Ancak genellikle hap olarak ağızdan verilir. PUVA ile tedavide yüz, gövde ve kol ve bacakların gövdeye yakın kısımlarında eski deri renginin kazanılma ihtimali %50-70 tir. El ve ayaklar zayıf cevap verir. Genellikle 1 yıl boyunca haftada 2 kez tedavi gerekir. PUVA'nın güneş yanığına benzer reaksiyon oluşturmasına sık rastlanır. Uzun dönemde kullanıldığında deride çillenme görülebilir ve deri kanseri riski artar. Psoralen, gözleri de ışığa daha duyarlı kıldığı için UVA bloke edici güneş gözlüğü günbatımına kadar kullanılmalıdır. Böylelikle katarakt oluşumu riski azalır. PUVA, 12 yaşın altındaki çocuklarda, gebelerde, süt emziren annelerde veya belli bazı durumlarda (ilaç kullanımı, hastalık) uygulanmaz.

Greftleme
Normal deri alanının vitiligolu alana transfer sadece belli bazı merkezlerde ve belli bir grup hastada yapılabilir. Genellikle tedavi edilen alanlarda renk tamamen geri dönmez.

Depigmentasyon tedavisi:
Vitiligosu çok yaygın hastalar için en pratik yöntem, kalan pigmente alanın renginin açılıp tüm vücuda aynı rengin kazandırılmasıdır. Bu, hidrokinonların monobenzil eter formu ile sağlanabilir. Bu tedavi yaklaşık bir yıl alır. Sonuç kalıcıdır.

Çocuklarda vitiligonun tedavisi:
Çocuklar için genellikle çok yoğun tedaviler önerilmez . Güneş koruyucular ve makyaj en iyi yöntemdir. Kortikosteroidli merhemler kullanılabilir ancak kontrollü olmalıdır. 12 yaşa kadar PUVA önerilmez. Yine de yarar ve zararı tartılarak karar verilmelidir.

Vitiligo tamamen tedavi edilebilir mi?
Araştırmalar devam etmekte ve yeni tedavilerin gelişeceği ümit edilmektedir. Şu an vitiligonun tam nedeni bilinmemektedir.

GÖZ TEMIZLIGI

Göz temizliğinde yanlış inanışlar :
Göz temizliğinde halk arasında sık yapılan bazı yanlış uygulamalar mevcuttur.

Göze çayla kompres, tükürmek, kaçan bir şeyi dil ile almak ve benzeri yanlış uygulamalar; gözde mikrobik hastalıkların oluşmasına davetiye çıkarmaktadır.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kuddusi Erkılıç yaptığı açıklamada, sağlıkla ilgili her alanda olduğu gibi göz konusunda da halk arasında birçok yanlış inanış bulunduğunu söyledi. Göz temizliği konusunda halk arasında yapılan birçok uygulamanın, tıpta yeri olmadığını kaydeden Erkılıç, ilaç sektöründeki gelişmelerle artık bu tür uygulamalara gerek kalmadığını bildirdi.

Erkılıç, göz temizliği konusundaki bazı yanlış inanışları şöyle sıraladı:


>>>


Ilık çay ve sütle kompresin gözü temizlediğine inanılıyor. Bunlarla sadece sıcaklıklarından dolayı masaj etkisi olduğu için kısmen rahatlama sağlanabilir, ancak hiçbir faydası yok. Aksine hijyenik ortamlarda yapılmadığında mikropların göze rahatlıkla yerleşmesine neden olur.

Gözde kızarma ve sulanma durumlarında bazı insanlar, başkasının göze tükürmesinin faydalı olacağına inanıyor.

Göze bir şey kaçtığında da dil ile o şeyi alması da yanlış bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Bu durumlarda da başkalarının taşıdığı mikrobik hastalıkların kolayca yayılması sağlanıyor. Yani bu tür uygulamaların tıpta yeri olmadığı gibi fayda yerine birçok zararı da beraberinde getirmektedir.”

Mutlu Ve Stressiz Yaşamak Için 33 Küçük öneri

*Hergün üç kişiye kompliman yapın.
*Buz kalıplarını boş olarak buzluğa koymayın..
*Sevdiklerinizin doğum günlerini hatırlayın. *Her bahar çiçek dikin .
*Hiçbir zaman okumasanız bile iyi kitaplar satın alın.
*Üç tane güzel fıkra öğrenin.
*Pahalı araba kullanmayın ama eviniz satın alabileceğinizin en iyisi olsun..

*Başkalarını suçlamayın,hayatınızın her anının sorumluluğunu üstlenin..
*Olumsuz insanlardan uzak durun ..
*Sevdiklerinize küçük hediyeler alın..
*Çocuklarla oyun oynarken onların kazanmasına izin verin.
*İnsanların isimlerini hatırlayın..
*Sigara içmeyin.
* Her gün 8 bardak su için.
*Bilmiyorum demekten korkmayın..
*Duş yaparken şarkı söyleyin..
*Yemek kötü diye garsona bahşiş vermemezlik yapmayın.Çünkü yemeği o pişirmedi..
*Çocuklarınıza her şeyin en iyisini vermeye uğraşmayın, verebilceğinizin en iyisini vermeye çalışın..
*Compüter kullanmayı öğrenin..
*İyi bir sözlük alın..
*Sabahları işinize geldiğinizde söyliyeceğiniz ilk şey herkesin gününün aydınlatan bir şey olmasına dikket edin..
*Seyehate çıktığınız zaman çantanıza ev adresiniz , telefonunuzu ,kan grubunuzu ,bir yakınınızın telefonun ve hangi otelde kaldığınızı belirten bir not koyun..
*En sevdiğiniz kitabı yeniden okuyun..
*Zamanı ve kelimeleri dikkatsizce kullanmayın ,yeniden elde edemeyebilirsiniz..
*Yılda en az bir kere güneşin batışını izleyin..
*Unutmayın bir insanın manevi olarak en büyük ihtiyacı onore edilmesidir..
*Yaşayan her şeye saygı gösterin..
*Arada bir annenize telefon açın..
*İlk intiba için ikinci şansınız olmaz.Onun için hazırlıklı olun..
*Kendinizden akıllı insanları işe alın..
*Başkalarının zamanına değer verin .Ranevularınıza 10 dak.’dan fazla geç kalacaksanız mutlaka haber verin..
*Bir yıl boyunca erken uyanın .Yaşamınıza 1 hafta ekleyin..
*Saatinizi 5dakika ileride tutun..
*Yapmanız gerekenleri yapın ve Allah'a güvenin.

Spyware Terminator 1.5

Spyware Terminator 1.5.00.694

....D O W N L O A D....

DAHA HIZLI VE SORUNSUZ WINDOWS İÇİN 20 ALTIN YOL

1 Sinir bozucu Windows logolarını iptal etmek.
Windows 95, 98, Me
Sistem açılışındaki Windows logosu sadece gereksiz bir reklam değildir, zira aynı zamanda işletim sisteminin açılışını da geciktirir. Bunları iptal etmek için Explorer'da C:\ kök dizinindeki MSDOS.SYS dosyasına sağ tuşla tıklayın ve "Özellikler" komutunu çalıştırın. Bu dosya "Gizli" özelliğine sahiptir, bu yüzden gerekirse "Araçlar / Klasör Seçenekleri / Görünüm" altındaki "Tüm (Gizli) dosyaları ve klasörleri göster" seçeneğini işaretleyin. Daha sonra dosyanın "Salt okunur" olma özelliğini kaldırın ve "Tamam" düğmesine tıklayın. Dosyaya çift tıklayıp bir editörde açılmasını sağlayın. "Options" bölümünde "Logo=0" satırını girin. Windows 95 ile çalışıyorsanız "Logo=Off" girin. Dosyayı kaydedin ve yazma korumasını tekrar etkinleştirin. Bir sonraki Windows açılışında artık logolar görünmeyecektir.

2 Disket sürücülerinin aranmasını iptal etmek.
Windows 98, Me
Windows standart ayar olarak her açılışta varolan disket sürücülerini arar. Ancak disket sürücülerde çok nadiren bir değişiklik olacağı için, bu seçeneği iptal edebilir ve böylece açılışı biraz daha hızlandırabilirsiniz.

Bilgisayarım'a sağ tuşla tıklayıp "Özellikler"ine girin. "Başarım / Dosya sistemi"ne girin ve "Disket sekmesine geçin. Buradaki "Bilgisayarını her başlattığında yeni disket sürücüleri ara." seçeneğini iptal edin ve yeni ayarı "Tamam" ile onaylayın.

3 Otomatik Scandisk'i iptal etmek.
Windows 98, Me
Windows'u öngörüldüğü gibi Başlat menüsü üzerinden kapatmazsanız bir sonraki sistem açılışında otomatik olarak Scandisk devreye girer ve


sabitdiskteki hataları aramaya başlar. Bu işlemin gereksiz olduğunu ve çok uzun sürdüğünü düşünüyorsanız bu fonksiyonu iptal edebilirsiniz. Başlat menüsünde "Çalıştır" ile "msconfig" komutunu girin ve [Enter] tuşuna basarak "Sistem Yapılandırma Hizmet Programı"nı çalıştırın. "Genel" sekmesinde "Gelişmiş" düğmesini tıklayın ve "Hatalı kapatmadan sonra scandisk devre dışı kalsın" seçeneğini işaretleyin. Daha sonra tüm pencereleri "Tamam" ile kapatın ve Windows'un yeniden başlatılmasına izin verin.

4 Açılıştaki gereksiz aramayı engellemek.
Windows95, 98, Me
Windows açılışta WINSTART.BAT dosyasını arar ve bunun komutlarını otomatik olarak çalıştırır. İşletim sistemi burada varolan tüm sabitdisklerde bu dosyayı arar, bu da açılış işlemini geciktirir. Bu yüzden Notepad editörü ile C:\WINDOWS dizininde boş bir WINSTART.BAT dosyası oluşturun. Windows açılışı böylece sabirdisk hızına göre birkaç saniye daha hızlı gerçekleşir.

5 Me ve 2000'in hazırda bekletme konumunu kullanmak.
Windows, Me, 2000
Windows Me ve 2000 Hazırda Bekletme Konumu (Hibernation) özelliğine sahipler. Bu konumda anabelleğin içeriği sistem kapatılırken sabitdisk'e kaydediliyor. Windows'u tekrar başlattığınızda ise bu sayede sistem açılışı sadece bir kaç saniye sürüyor.


Hazırda bekletme konumunu Denetim Masasındaki Güç Seçenekleri (Power Options) ile etkinleştirebilirsiniz. Aynı adlı sekmeye geçin ve ilgili seçeneği işaretleyin. Windows, bekleme konumu için ne kadar boş bellek alanına ihtiyaç olduğunu gösterecektir. Pencereyi "Tamam" ile kapatın. Windows'u kapatınca pull down menüsünde Hazırda beklet adında yeni bir kayıt belirecektir. Bunu seçerseniz bir sonraki açılış hem çok daha hızlı gerçekleşecek, hem de Windows, o an açık olan tüm uygulamaları da tekrar açacaktır.

6 Cache için dosya ve yol adını artırmak
Windows 95, 98, Me
Windows son olarak açılan dosya adlarını ve yollarını (Path) özel cache belleğinde (önbellek) tutar. Bir dosyayı ikinci defa açmak istediğinizde, bu dosyanın sabitdiskteki yerini, dosya sisteminin FAT'i üzerinden tespit etmesine gerek yoktur, bunun yerine hızlı cache'den alabilir. Bu belleği de artırmanız mümkün. Bilgisayarım simgesine sağ tuşla tıklayarak Özellikler'ini açın. Başarım sekmesine geçin ve "Dosya Sistemi"ne tıklayın. Açılan pencerede "Bu makinenin belirgin rolü" alanında "Ağ sunucusu"nu seçin ve açık tüm pencereleri "Tamam" ile kapatın.

7 Sistemi yavaşlatan ses olaylarının iptal edilmesi
Windows 95, 98, Me, 2000
Windows açılışındaki ve programların çalıştırılmasındaki en büyük frenleyicilerden biri de bunlarla ilgili ses olaylarıdır. Bu yüzden bunları komple iptal edebilirsiniz. Bunu yapmak için Denetim Masası'na girmeniz gerekiyor: "Ses" (Sound and Multimedia) bölümünde sırayla önünde hoparlör simgesi olan tüm olayları tek tek işaretleyin. Ses alanındaki "Ad" açılır menüsünden de "Yok"u seçin ve son olarak "Tamam" ile değişiklikleri onaylayın.

8 Yavaş açılan menüleri daha hızlı açmak
Windows 95, 98, Me, 2000, NT
Windows menüleri standart ayarlı olarak her zaman kısa bir duraklamadan sonra açılırlar. Bunun daha hızlı gerçekleşmesi için Registry'de bir değişiklik yapmanız gerekiyor. REGEDIT.EXE kayıt düzenleyicisini açın ve "HKEY_CURRENT_USER\Control Panel\Desktop" dizinine geçin. Burada "MenuShowDelay" kaydını arayın. Böyle bir kayıt yoksa kendiniz oluşturun (Sağ tuşla tıklayarak). Bu kaydın değeri menülerin gecikme süresini milisaniye olarak ifade eder. Maksimum "65000" değerini girebilirsiniz, "0" girdiğinizdeyse gecikme ortadan kalkacaktır. Windows Me ve 2000'de sağ fare tuşu ile masaüstüne tıklayıp "özellikler"e girebilirsiniz burada "Efeketler" sekmesine geçip "Menü ve araç ipuçları için geçiş efekti kullan" seçeneğinin önündeki onay kutusunu iptal edebilirsiniz.

9 Windows 2000'in fare gölgesini iptal etmek
Windows 2000
Windows 2000'deki en büyük kaynak tüketicilerden biri de fare imlecinin gövdesidir. Sisteminizin diğer işler için daha fazla boş kapasiteye sahip olması için bunu iptal edebilirsiniz. Control Panel'i (Denetim Masası) açın ve burada "Mouse" bölümüne girin. "Pointers" sekmesine geçin ve "Enable pointer shadow" seçeneğini iptal edin.

10 Kişisel ayarlanmış menüleri iptal etmek
Windows Me, 2000
Windows Me ve 2000 kullanıcıya özgü bir Başlat menüsüyle çalışırlar, bu menü nadir olarak kullanılan programları ancak bir defa daha tıklandığında gösterir.


Bu sadece programların açılışını geciktirmekle kalmaz aynı zamanda menü kaydının bulunmasınıda zorlaştırır. Her zaman tüm menü kayıtlarını görmek istiyorsanız sağ fare tuşu ile Görev Çubuğu'na tıklayın ve "Özellikler"ini açın. "Kişiselleştirilmiş menüleri kullan" seçeneğinin önündeki onay kutusunu iptal edin.

11 Sanal bellek
Windows 95, 98, Me, NT, 2000
Windows, takas dosyasının boyutunu sürekli olarak güncel bellek ihtiyacına göre ayarlar. Bunun için de sürekli olarak sabitdiske erişir ve sistemin çok yavaşlamasına neden olur. Dosyaya sabir bir büyüklük verirseniz, sabitdisk erişimlerinin sıklığı azalır. Bilgisayarım simgesine sağ fare tuşu ile tıklayın ve "Başarım" sekmesine geçin. "Sanal Bellek"e tıklayın ve "Sanal Bellek ayarlarımı kendim belirleyeyim" seçeneğini işaretleyin. "En az:" ve "En çok:" alanlarına en az 200 MB'lik bir değer girin ve "Tamam" düğmesine tıklayın. Güvenlik sorgusunu onaylayın ve Windows'un yeniden başlatılmasını sağlayın.

12 Programların otomatik başlamasını engellemek
Windows 98, Me
Çoğu program kurulum esnasında Başlangıçta (Startup) grubuna kendini kaydeder, ya da Windows açılışında Registry'den yüklenirler. Windows bu yüzden daha yavaş açılır. Otomatik açılışı engellemek için, Başlat menüsünden "Çalıştır" ile "msconfig" programını çalıştırın. "Başlangıç" sekmesinden ihtiyaç duymadığınız program açılışlarını pasif duruma getirebilirsiniz.

13 BIOS'u yükletmeden daha hızlı boot etmek
Windows 95, 98
Windows'u yeniden başlattığınızda, işletim sistemi bilgisayarı kapatır ve tekrar açar. Komutu çalıştırırken (tıklarken) ek olarak [Shift] tuşuna basarsanız işlem daha çabuk gerçekleşir. Zira bu durumda sadece Windows yeniden yüklenir, BIOS tekrardan yüklenmez.

14 Registry veri tabanının yeniden hızlı yüklenmesi
Windows 98, Me
Porgramların kurulumlarından sonra bunlar çoğunlukla Windows'un yeniden başlatılmasını isterler, böylece değişiklikler etkili olabilir. Ancak çoğu durumda sadece Registry'nin yeniden yüklenmesi gereken bir durum söz konusudur. Bunun için de bilgisayarın mutlaka yeniden yüklenmesi gerekmiyor: Sağ fare tuşu ile masaüstüne tıklayın ve "Yeni / Kısayol" simgelerine tıklayın. Şimdi de şu komut satırlarını girin:

C:\Windows\Rundll32.exe Shell32,sheexitWindowsex

"İleri" düğmesine tıklayın, kısayola isim verin ve tekrar "İleri" düğmesine tıklayın. Kısayola çift tıkladığınızda zahmetli bir yeniden başlatma işlemine gerek kalmadan Registry veritabanı yeniden yüklenecektir.

15 Registry veritabanının optimize edilmesi
Windows 98, Me
Sistemi kurduktan birkaç ay sonra Registry giderek büyüyecek ve işletim sisteminin yüklenmesi daha uzun sürecektir. Bir DOS komutu yardımıyla veritabanındaki gereksiz yerleri sıkıştırabilirsiniz. Windows 98'i açın (BIOS açılışından sonra F8 tuşuna basılı tutun, sadece komut istemini seçin) ve komut satırından "Scanreg /opt" komutunu girin. Program veritabanındaki boş yerleri silecek ve böylece dosya komutu azalacaktır. Windows Me altında disketten boot edin ve C:\Windows\Command dizinindeki bu komutu çalıştırın.

16 CD ve DVD sürücüler için DMA transferini açmak
Windows 98, Me
CD-ROM ve DVD sürücüleri medyaların okunmasında verileri normalde işlemci üzerinden anabelleğe gönderirler. Veri akışının kontrolü gereksiz yere yüksek hesaplama sürelerine neden olur.

Özellikle DVD filmlerin oynatılmasında bu yüzden görüntülerde atlamalar, takılmalar meydana gelir. Bu yüzden sürücü için doğrudan bellek erişimini (Direct Memory Access, DMA) etkinleştirmeniz gerekir, bu erişim sayesinde veriler doğrudan belleğe gönderilebilir. Aygıt Yöneticisini açın ve sürücünün kaydına çift tıklayın. "Ayarlar" sekmesinde DMA'nın önündeki onay kutusunu işaretleyin. Daha sonra Windows'u yeniden başlatın.

17 UDMA66 desteğini etkinleştirmek
Windows 2000
Windows 2000 yeni sabitdidk ve denetleyicilerin (Controller) UDMA66 modunu destekliyor. Ancak burada ilginç bir durum sözkonusu, bu fonksiyon standart olarak etkin halde değil. Bunu sizin etkinleştirmeniz gerekiyor. Bunu için de Registry veritabanında bir değişiklik yapılması gerekiyor: Regedit.Exe editörünü açın ve HKEY_LOCAL_MACHINE\System\CurrentControlSet\ Control\Class\{4D36E96A-E325-11CE-BFC1-08002BE10318}dalına girin. Daha sonra "Edit" menüsünden New - DWORD Value simgesini tıklayın. Type alanında REG_DWORD'u ayarlayın ve değer adı olarak da "EnableUDMA66" girin. "Tamam" düğmesine tıklayarak onaylayın ve bir sonraki pencerede "1" değerini girin, böylece fonksiyonu etkinleştirmiş olursunuz. Daha sonra bilgisayarı yeniden başlatın.

18 Geri dönüşüm kutusuz hızlı dosya silme
Windows 95, 98, Me, NT, 2000
Windows altında dosya sildiğinizde, işletim sistemi bunu önce Geri Dönüşüm Kutusu'na taşır. Kapsamlı dizinlerde silme işlemi bir kaç dakika sürebilir. Silinecek dosyalara gerçekten de hiç ihtiyaç duymadığınızdan eminseniz, Geri Dönüşüm Kutusu'nu devre dışı bırakabilirsiniz. Bunu ya Geri Dönüşüm Kutusu'nun "Özellikler"indeki (Sağ tuşla tıklayınca) "Dosyaları geri dönüşüm kutusuna taşıma. Dosyalar silindiğinde hemen kaldır" seçeneğiyle yada [Del] tuşuna basarken [Shift] tuşuna basılı tutarsanız yapabilirsiniz.

19 Birbirine bağlı PC'leri daha hızlı açmak
Windows 98, Me
TCP/IP protokolü olan bir peer to peer ağında Windows 98 ve Me bilgisayarları, IP adreslerini otomatik olarak aralarında ayarlarlar. Ancak PC'ler arasındaki bu iletişim biraz uzun sürebilir ve boot işlemi geciktirir. Bilgisayarlara kendiniz bir IP adresi verdiğinizdeyse bu işlem daha çabuk gerçekleşir. Bunun için sağ fare tuşu ile Ağ Komuşuları'nın özelliklerine girin ve "Yapılandırma" bölümünde "TCP/IP -> [Ethernet Kartı]" kaydına çift tıklayın. "Bir IP adresi belirt" seçeneğini işaretleyin ve ilk bilgisayarda IP adresi: olarak " 192.168.0.1" girin. İkinci bilgisayar için de "192.168.0.2" girin ve böyle devam edin. Subnetmask "Alt Ağ Maskesi" olarak her bilgisayarda " 255.255.255.0" değerini verin. daha sonra tüm pencereleri "Tamam" ile kapatın. Windows şimdi bazı dosyaları CD'sinden kopyalayacak ve sistemi yeniden başlatmanızı istiyecektir.

20 Ağ paylaşımlarının aranmasını iptal etmek
Windows Me
Windows Me, açılışta otomatik olarak ağdaki paylaştırılan dizinleri ve yazıcıları arar ve bunları Ağ Bağlantılarım'da gösterir. Ancak bu işlem doğal olarak çok uzun sürebilir. Bu fonksiyonu iptal etmek için, Ağ Bağlantılarım'da "Araçlar - Klasör Seçenekleri - Görünüm" ile "Ağ klasörlerini ve yazıcıları otomatik olarak ara" seçeneğini iptal edin.

İzleyiciler